<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YAŞAM VE SANATA DAİR</title>
	<atom:link href="http://onuncukoy.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://onuncukoy.net</link>
	<description>Kişisel Gelişim ve Sanatla ilişkin</description>
	<lastBuildDate>Fri, 07 Oct 2011 10:07:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Cennet ve Cehennemim Evliliği</title>
		<link>http://onuncukoy.net/2011/09/25/92/</link>
		<comments>http://onuncukoy.net/2011/09/25/92/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Sep 2011 16:54:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Angel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Spirituel Yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Burcu Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[Cennet]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Willam Blake]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://onuncukoy.net/?p=92</guid>
		<description><![CDATA[Willam Blake Cennet ve Cehennemin Evliliği &#160; &#160; NOTLAR *Tüm kutsal kitaplar veya kutsal yasalar aşağıdaki yanılgıların nedenini oluşturmuşladır. 1.İnsanın gerçekte iki varoluş ilkesi vardır. Yani: bir beden ve bir ruh 2.Kötü denen Enerji, sadece Bedenden gelir; ve iyi denen Us yalnızca Ruhtan. 3. Tanrı, İnsana Enerjilerinin peşinden gittiği için Sonsuzluk içinde eziyet edecektir. Oysa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://onuncukoy.net/wp-content/uploads/2011/09/blake_paradise_lost1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-94" title="blake_paradise_lost" src="http://onuncukoy.net/wp-content/uploads/2011/09/blake_paradise_lost1.jpg" alt="" width="301" height="399" /></a></em></strong></p>
<p><strong><em>Willam Blake</em></strong></p>
<p><strong>Cennet ve Cehennemin Evliliği</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>NOTLAR</strong></em></p>
<p>*Tüm kutsal kitaplar veya kutsal yasalar aşağıdaki yanılgıların nedenini oluşturmuşladır.</p>
<p>1.İnsanın gerçekte iki varoluş ilkesi vardır. Yani: bir beden ve bir ruh</p>
<p>2.Kötü denen Enerji, sadece Bedenden gelir; ve iyi denen Us yalnızca Ruhtan.</p>
<p>3. Tanrı, İnsana Enerjilerinin peşinden gittiği için Sonsuzluk içinde eziyet edecektir.</p>
<p>Oysa bunların karşıtları doğrudur.<span id="more-92"></span></p>
<p>1.İnsanın ruhtan ayrı bedeni yoktur; çünkü Beden denen ruhun bir parçasıdır. Ve bu çağda Ruhun başlıca giriş yerleri olan beş Duyu tarafından ayırt edilir.</p>
<p>2. Enerji tek başına yaşamdır. Ve Bedenden gelir; ve us, enerjiyi sınırlayan ve dışta çevreleyendir.</p>
<p>3. Enerji sonsuz hazdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Böylelikle insanlar, Bütün Tanrıların insanın gönlünde barındığını unuttular.</p>
<p>*Algının kapıları temizlenirse, her şey insana olduğu gibi, sonsuz olarak gözükecektir.</p>
<p>Çünkü insan, her şeyi mağarasının daracık çatlaklarından görecek denli kendisini kapatmıştır.</p>
<p>*Cesarette zayıf olan kurnazlıkta güçlüdür.</p>
<p>*Çünkü yaşayan her şey kutsaldır…</p>
<p>*Havada yol alan her kuşun beş duyunuzca engellenmiş, Engin bir haz dünyası olduğunu nasıl bilemezsiniz.</p>
<p>*Düşüncenizden açıkça söz etmeye her zaman hazır olun, o zaman alçak kişi sizden sakınacaktır.</p>
<p>*Çünkü yaşayan her şey kutsaldır.Canlılar vugulanır çünkü ilahi yaratıcı Hayalgücüyle yaşayan İnsan şimdi Tanrı’yla eşleşmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak:William Blake-Cennet ve Cehennemin Evliliği</p>
<p>Ayşe Burcu Eren Önen</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://onuncukoy.net/2011/09/25/92/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Teşekkür ederim Sevgili Seyirci&#8230;</title>
		<link>http://onuncukoy.net/2011/09/22/82/</link>
		<comments>http://onuncukoy.net/2011/09/22/82/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Sep 2011 10:20:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Angel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro Eleştirileri]]></category>
		<category><![CDATA[2011 Tiyatro Sezonu]]></category>
		<category><![CDATA[devlet tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[Oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[özel tiyatrolar]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro seyircisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://onuncukoy.net/?p=82</guid>
		<description><![CDATA[ Eylül Ayı&#8217;ndayız ve, 2011-12 Tiyatro Sezonu çoktan açıldı bile. Bazı gruplar oyunlarını şimdiden sahnelemeye başladılar. Son onbeş yılda ne çok şeyin değiştiğinin, bu işin içinde olanlar, biraz dışarıdan bakarlarsa farkına varırlar. Devlet Tiyatrosu&#8217;nda sahnelenmesi beklenen oyunlar, Şehir Tiyatrosu&#8217;nun yeni sezon bombaları, Özel bir-iki tiyatronun yapacağı (çok önemli) işler&#8230; Tiyatro severler, sezon başından itibaren yukarıdaki beklentilere girer, ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://onuncukoy.net/wp-content/uploads/2011/09/THEATRE.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-86" title="THEATRE" src="http://onuncukoy.net/wp-content/uploads/2011/09/THEATRE.jpg" alt="" width="300" height="263" /></a> Eylül Ayı&#8217;ndayız ve, 2011-12 Tiyatro Sezonu çoktan açıldı bile. Bazı gruplar oyunlarını şimdiden sahnelemeye başladılar.</p>
<p>Son onbeş yılda ne çok şeyin değiştiğinin, bu işin içinde olanlar, biraz dışarıdan bakarlarsa farkına varırlar. Devlet Tiyatrosu&#8217;nda sahnelenmesi beklenen oyunlar, Şehir Tiyatrosu&#8217;nun yeni sezon bombaları, Özel bir-iki tiyatronun yapacağı (çok önemli) işler&#8230;</p>
<p>Tiyatro severler, sezon başından itibaren yukarıdaki beklentilere girer, ve  oyun seyretmek için programlarını bu tiyatrolara göre yaparlardı. Tabii bu tiyatro severlere; tiyatro öğrencileri, mesleğe gönül vermişler ve meslekdaşlar da dahildi.</p>
<p>Senaryo gitgide farklılaştı. Özel tiyatrolar, oda tiyatroları, kahve tiyatroları, cep tiyatroları, etnik gruplar, sayılı bir kaç mekanda gezen, oldukça başarılı yarı profesyonel tiyatro grupları, yaptıkları işlerle kendilerini gösteren kibirden uzak, mutevazi bir çok grup, oyunlarını sergilemeye başladı bile.<span id="more-82"></span></p>
<p>Dolayısıyla da tiyatro  seyircisi, alışılagelmiş oyun seyretme programını yapmış olsa da, şimdilerde her istediği gün her istediği mekanda, çok geniş yelpazede oyunlar seyredebilmekte.</p>
<p>İşte bu durum, içimi ferahlatmakta, gönlümü genişletmekte. Zira, onbeşyılda, tiyatro yapmaya ısrarlı olan bizler, amacımıza ulaşmış görünüyoruz.</p>
<p>Tiyatronun;  illaki Kurum&#8217;sal, illaki Şehir&#8217;sel, illaki AVM&#8217;sel olması gerekmediğini, uzaylarda ya da Mars&#8217;larda sahnelenmesinin çok da önemli olmadığını göstermiş oluyoruz.</p>
<p>Bu tarz yaklaşımların, Burjuvazi veya Aristokrasi içinde, kendini iyi ve güvende hisseden, &#8220;sanat seyircisi&#8221;ne ait olduğunu, bununla birlikte artık o seyircinin de, değişiklik arayışı içinde olmasından sebep, bir çok oyunu ziyaret etmeleri BÜYÜK BİR GELİŞİM.</p>
<p>İşte bu yüzden, içim ferahlamakta , gönlüm genişlemekte.</p>
<p>Teşekkür ederim. Her türlü sıkıntıya, olumsuzluğa rağmen, her yerde tiyatro yapmaya çalışan arkadaşlarım.</p>
<p>Teşekkür ederim, sırf merakınızdan, rahat koltuklarınızdan kalkıp, bir yerlerde görünmek istemiyle de olsa, orada olan sevgili seyircim..</p>
<p>Teşekkür ederim</p>
<p>Ayşe Burcu Eren Önen</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://onuncukoy.net/2011/09/22/82/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meditasyon&#8230;</title>
		<link>http://onuncukoy.net/2011/08/27/68/</link>
		<comments>http://onuncukoy.net/2011/08/27/68/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Aug 2011 13:27:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Angel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[yoga]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://onuncukoy.net/?p=68</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Meditasyonun Anlamı Meditasyon, Latince meditatio kelimesinden türetilmiş, sözcük anlamıyla birçok Batı dilinde &#8220;derin düşünme&#8221; anlamına gelmekte olan bir terim olup, mistik anlamıyla, sözlüklerde, &#8220;kişinin iç huzuru, sükunet, değişik şuur halleri elde etmesine ve öz varlığına ulaşmasına olanak veren, zihnini denetleme teknikleri ve deneyimlerine verilen ad&#8221; olarak tanımlanır. Meditasyon tekniklerine, ait oldukları, Budizm (Hindistan), Taoizm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://onuncukoy.net/wp-content/uploads/2011/08/18451_223615328170_677968170_3246855_1236561_n.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-69" title="18451_223615328170_677968170_3246855_1236561_n" src="http://onuncukoy.net/wp-content/uploads/2011/08/18451_223615328170_677968170_3246855_1236561_n.jpg" alt="" width="543" height="409" /></a></p>
<p>Meditasyonun Anlamı</p>
<p>Meditasyon, Latince meditatio kelimesinden türetilmiş, sözcük anlamıyla birçok Batı dilinde &#8220;derin düşünme&#8221; anlamına gelmekte olan bir terim olup, mistik anlamıyla, sözlüklerde, &#8220;kişinin iç huzuru, sükunet, değişik şuur halleri elde etmesine ve öz varlığına ulaşmasına olanak veren, zihnini denetleme teknikleri ve deneyimlerine verilen ad&#8221; olarak tanımlanır. Meditasyon tekniklerine, ait oldukları, Budizm (Hindistan), Taoizm (Çin), Bön (Tibet) ve Zen (Japonya) gibi inanç sistemlerine göre ve izledikleri yöntemlere göre değişik adlar verilmiştir. Ayrıca günümüzde mevcut farklı inanç sistemleri, mezhepler ve ekoller meditasyonu farklı olarak yorumlamakta ve farklı şekillerde uygulamaktadırlar. Bu bakımdan standart ya da tekbiçimli bir meditasyondan söz etmek olanaksızdır.*<span id="more-68"></span></p>
<p>Meditasyonun Amacı</p>
<p>Meditasyon yapmak sessiz, sakin olmak ve farkındalığı arttırmak için bilinçli bir çaba göstermektir. İnançlarınız ne olursa olsun, meditasyon bir başka düzeydeki gerçekliği algılamamızı sağlayabilir. Meditasyonu ister bir dua, ister derin düşünce arayışı olarak ya da bilinç arayışı olarak görün, meditasyon kişinin var olma duygusunu hisssetmesini sağlayan bir tür derin ve sessiz gözlem sürecidir. Varlığı hissetmekle, insanın içinde ve çevresinde olan bitenlerle yoğun bir biçimde ilişkiye geçmesidir (Peter Kelder, Tibetin Gençlik Pınarı, İkinci Kitap).</p>
<p>Yogada Meditasyon</p>
<p>Meditasyon düşüncesiz farkındalık konumudur. O konumdayken dikkatinizi geçmişe ya da geleceğe, yani gerçekten uzağa götürecek hiçbir düşünce yoktur. Kişi düşünmediğinde dikkati sadece şu anı deneyimler. Şu an tek gerçektir çünkü orada ne bitmiş olan geçmiş vardır ne de gelecek. Fakat meditasyon uyku ya da trans konumu değildir. Çünkü meditasyon&#8217;da kişi kendi yaşadığı deneyimlerin tamamen farkındadır ve o saf farkındalık konumunda kişi içindeki sonsuz huzur, neşe ve sevgi kaynağı olan ruhunu hissetmeye başlar. Meditasyon konumunda kişinin dikkati sürekli yedinci çakranın &#8212; Sahasrara&#8217;nın &#8212; yer aldığı başın üstündedir. Yoga burada gerçekleşir. Yani kişinin Kundalinisinin her yanı saran Kosmos&#8217;un gücüyle birleşmesi. Bu da başın üstünde serin bir esinti olarak hissedilebilir.</p>
<p>Hafiflik ve barış konumunu hissetmeye başladığınızda sadece gözlerinizi kapatın ve düşüncelerinizi seyredin. Düşüncelerinizi kontrol etmeye ya da onları durdurmaya çalışmayın. Kundalininiz yükseldiğinde ve alnınızın hizasındaki altıncı çakradan geçtiğinde düşünceleriniz kendiliğinden duracak ve siz kolayca düşüncesiz farkındalık konumuna, yani meditasyon konumuna gireceksiniz. Fakat bu sadece Kundalininiz uyandıktan, yani aydınlanmanızı aldıktan sonra mümkün olur.</p>
<p>Meditasyon, yoganın temel taşlarından biridir. Yoga ile ulaşılacak, evrenle birleşip bütünleşme haline meditasyon uygulaması olmadan gelmek mümkün değildir. Bu meditatif hal aslında pek çok dinin pratikleri içinde yerini bulmuş bir uygulamadır. Örneğin, İslam Sufizminde benzer uygulamalara sıklıkla rastlanmaktadır ki, en bilinen örnek “sema” meditatif hal sağlanmadan uygulamada devamlılığın kolay kolay gerçekleşmeyeceği bir çalışmadır. Yogada uygulanan mantraları, yani kutsal sözleri tekrarlayarak gerçekleştirilen meditasyonun sufizmdeki karşılığı “zikir”dir. Uygulamada solunuma ya da sema veya duaya odaklanma gibi farklılıklar olsa da, meditatif hale geçildiğinde karşılaşılan fizyolojik değişimler aynıdır. Bunu yanında her iki meditasyon esnasında da kişilerin neşeli, güçlü duygular, zamansızlık hissi, farkındalıkta artış, zihinsel dinçlik, iyi olma hissi ve genel gevşeme hissettiklerini ifade ettikleri görülmektedir.</p>
<p>Meditasyon, uygulayıcısı tarafından kendi kendine ve kendi içsel varoluşunda keşfedilecek nihai noktayı hedefler. Bu ise konsantrasyonun (dhrana) ötesinde bir haldir (dhyana) ve konsantrasyonun devamlılığı sonucunda oluşan düşüncesiz kalma ile başlar. Dolayısıyla bu kendine kendine ulaşılması gereken hal için şüphesiz çok çeşitli yöntem ve teknikler gelişmiştir. Bunlardan sık rastlanılanları belli bir objeye konsantre olunarak, solunma konsantre olunarak, belli bir mantranın(kutsal sözün) tekrarı ile, düzenli ses, müzik ya da tınıların dinlenmesi ile vb. şekilde gerçekleştirilen meditasyonlardır.</p>
<p>Meditasyonun Faydaları</p>
<p>Meditasyonun pozitif etkileri hakkında yazmadan önce, aslında en büyük pozitif etkinin meditasyonun kendisi olduğunu belirtmemiz gerekir. Bu da kişinin meditasyonda hissettiği neşe konumu o kadar derin ve tatimin edicidir ki, kişi herhangi bir başka etkiye bakmaz, kişi sadece kendi iyiliği için meditasyon yapar. Aynı zamanda, meditasyonun yaşamımızın her alanında pozitif bir etkisi vardır. Nedeni, meditasyon yapan bir kişinin sübtil sistemi (Çakraları ve enerji kanalları) temizlenir ve dengeye gelir ve böylece bütün yaşam dengeye gelir ve mutluluk ve huzurla dolar.</p>
<p>Meditasyonun en basit etkisi, sağlığın düzelmesidir. Ancak burada, meditasyonun bir tedavi tekniği olmadığını ya da alternatif tıp olmadığını vurgulamak önemlidir. Her şey çok basittir: sağlıklı olmak için, kişi sağlıklı bir yaşam sürmelidir. Ancak, &#8220;sağlıklı yaşam&#8221; sadece uygun fiziksel koşullar demek değildir, daha derin anlamda çakraları temiz tutmaya yardım eden bir yaşam şeklidir. Ve meditasyonun yaptığı kesinlikle budur. Çakralar bir kez temiz olduğu zaman, baktıkları kontrol ettikleri organlara yeterli enerjiyi sağlarlar. Ve böylece, organlar sağlıklı hale gelir ve fiziksel rahatsızlıklar kaybolur. Tedavi edilemez diye düşünülen hastalıkların sadece birkaç ay içinde tedavi edilmesine sıkça rastlanır. Aslında, bunda mucizevi bir şey yoktur: meditasyon ve içgözlem (bunlar Sahaja Yoga&#8217;nın iki temel yaklaşımıdır) yoluyla kendimizi düzeltirken, açgözlülük, ihtiras, öfke, vb. gibi düşmalarımızdan da kurtuluruz. Çakraların dilinde, bu, çakralarımızın temizlendiği anlamına gelir. Ve, sonuç olarak, kişi fiziksel, akılsal ve duygusal olarak da sağlıklı hale gelir.</p>
<p>Meditasyonun diğer bir pozitif etkisi de, günlük hayatımıza getirdiği dengedir. O denge sonucu, kişi ne iş yaparsa yapsın, onu daha iyi yapar ve daha çaba harcar. Böylece, kişi işte daha başarılı olur ve bu başarı çok sıkı ya da çok fazla çalışarak değil ancak işi daha iyi yaparak kazanılır. Düzenli olarak meditasyon yapan kişi, işinden neşe duyar ve bununla kendinizi tüketmeden başarılı olursunuz. Benzer şekilde, ailemiz ve sosyal ilişkilerimizde gelişir çünkü meditasyon yapan bir kişi diğerlerinde hatalar bulmak yerine kendine bakma davranışını kazanır. Daha da fazlası, böyle bir kişi, diğerlerine karşı daha pozitif bir davranış içinde olur ve onlarla tartışmak yerine insanlara yardım eder.</p>
<p>Ayşe Burcu Eren Önen</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://onuncukoy.net/2011/08/27/68/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şems Unutma!</title>
		<link>http://onuncukoy.net/2011/08/27/sems-unutma/</link>
		<comments>http://onuncukoy.net/2011/08/27/sems-unutma/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Aug 2011 11:55:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Angel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro Eleştirileri]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Bereket]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlevi düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Oyun]]></category>
		<category><![CDATA[Özen Yula]]></category>
		<category><![CDATA[Sema Keçik]]></category>
		<category><![CDATA[Şems]]></category>
		<category><![CDATA[Şems Unutma]]></category>
		<category><![CDATA[Teoman Kumbaracıbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Yetkin Dikinciler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://onuncukoy.net/?p=59</guid>
		<description><![CDATA[Şems Unutma&#8230; Evet, Şems&#8217;in ölümünü unutmadık ve Özen&#8217;in oyununa büyük bir heyecanla gittik. Oyun, Kenter Tiyatrosu&#8217;nda ve hınca hınç dolu.Kadroda yer alan ünlü simalardan olsa gerek , &#8220;sanat camiası&#8221;ndan fazlasıyla ünlüleri görüyoruz. Keşke bu simaları başka oyunlada da görsek diyor ve beklemeye koyuluyoruz.Yanımda eşim ve oyun yazarı bir arkadaşım daha var. Onları bilmem ama, ben oldukça [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://onuncukoy.net/wp-content/uploads/2011/08/untitled2.bmp"><img class="alignnone size-full wp-image-66" title="untitled" src="http://onuncukoy.net/wp-content/uploads/2011/08/untitled2.bmp" alt="" /></a></p>
<p>Şems Unutma&#8230;</p>
<p>Evet, Şems&#8217;in ölümünü unutmadık ve Özen&#8217;in oyununa büyük bir heyecanla gittik.</p>
<p>Oyun, Kenter Tiyatrosu&#8217;nda ve hınca hınç dolu.Kadroda yer alan ünlü simalardan olsa gerek , &#8220;sanat camiası&#8221;ndan fazlasıyla ünlüleri görüyoruz. Keşke bu simaları başka oyunlada da görsek diyor ve beklemeye koyuluyoruz.Yanımda eşim ve oyun yazarı bir arkadaşım daha var.</p>
<p>Onları bilmem ama, ben oldukça farklı bir beklenti içindeyim.Tasavvuf ilmine olan ilgim uzun yıllar öncesine dayanıyor, bu sebepten Mevlana, Mevlevilik, Şems ve Mesnevi burda olma sebeplerimden başlıcaları.Tabii Özen&#8217;in; Şems&#8217;in ölümüne yorumu, oyunun nasıl sahnelendiği gibi konularsa oyuncu ve rejisör kimliğimle örtüşüyor.</p>
<p>Ve Sahne&#8230;<span id="more-59"></span></p>
<p>Oyun, Şems&#8217;in Konya&#8217;dan çekip giderek kayıplara karışmasından sonra, Mevlana Celalettin<br />
Rumi&#8217;nin müthiş bir kedere düştüğü günleri anlatıyor. Ortada ne Rumi var, ne de Şems&#8230;<br />
Onların yerine, Mevlana ve Şems iki dansçı tarafından vücut buluyor.Sahne arkasında iki yanda iki erkek dansçı, oyun boyunca ya oturuyor ya da faklı figürlerde dans ediyor.Yarı çıplak (sema)yapan iki delikanlıyla, Özen;  Rumi-Şems ilişkisini &#8220;bir erkeğe aşık olan bir diğer erkek&#8221; durumuna getiren görüşü sergiliyor gibi. Tabii bu durum yalnizca GİBİ&#8230;</p>
<p>Koreografi için denilecek çok şey var. Fakat, Yönetmenin seçimi olduğu belli olan bu durum, iki karakterle seyirci arasına bayağı bir mesafe koyuyor.</p>
<p>Oyuncular sahne üstünde sırası gelince oynamayı bekleyerek, farklı bir epik anlatım sergiliyorlar.Oyun Mevlanın evinin önünde yani avluda gerçekleşiyor. Bazı Shakespare repliklerini de göz önünde bulundurarak, bir ara mekan, benim için Macbeth&#8217;in ölüm sahnesindeki avlu oluyor.Tabi iki oyunda da bir cinayet atmosferi olması bunu çağrıştırmış olabilir.</p>
<p>Ebru sanatının oyun boyunca sahneyi sürekli farklılaştırması, bir anlamda ışıklarla da beraber sahneyi boyaması, oyun boyunca bizi uyanık tutan öğelerden.Uyanık tutan diyorum, çünkü oyunun ritmi oldukça ağır.Seyircide bir hipnoz etkisi uyandıran ritm, tüm konuşmaların müzikli (ama müzikal değil)olması sebebiyle de, bu etkiyi kuvvetlendiriyor.</p>
<p>Bazı anlarda Jehan Barbur&#8217;un şarkıları bizi hipnozdan çıkartsa da, genel ritm oldukça ağır. Yaratılmaya çalışılan mistik ortam ve bu sahneleme yöntemi, daha farklı nasıl oluşturulurdu?</p>
<p>Zaten üstesinden gelinmiş masalsı oyunculuklar, beden kullanımları, konuşmadaki müzikten arındırılsa daha mı farklı olurdu? Seyirci biraz daha mı rahatlardı? Tahminimce evet.</p>
<p>Oyunculuklar gayet iyi kotarılmıştı derim. Böylesi farklı bir rejinin içinde farklı tarzlardaki oyuncuları bir araya getirmek zaten oldukça risklidir.Bu risk de oyun esnasında görünüyor zaten.</p>
<p>Yetkin Dikinciler, Hikayeci karakteriyle, tam da kendisinin sevdiği, onu hiç de zorlamayacak, onda seyretmeye alışık olduğumuz bedensel performansıyla göz boyadı.Ses tonu, diksiyonu ve şiirsel anlatımıyla, sahnelerde gömeye oldukça alışkın olduğumuz Yetkin için, aklımdan sürekli,&#8221;Ne zaman farklı bir şeyler yapacak?&#8221; diye geçirmiyor değilim.(TV hariç)</p>
<p>Sinan Tuzcu ise, Yetkin&#8217;in aksine beni şaşırtanlardandı.(Bir diğer şaşırtan ise, Teoman Kumbaracıbaşı&#8217;ydı.)Sinan&#8217;ın oyunculuk becerilerinin bu kadar yüksek olduğunu bu oyunda görmüş olmak çok etkileyiciydi. Kendine ait iç aksiyonlar, oyunun içinde her daim var olan enerjiyi ayakta tutma. bedenini tüm kaslarına kadar sahnede var etme. Beğendiklerimden yalnızca bir kaçı&#8230;</p>
<p>Teoman ise, oyuncu olarak sahnede, ekranda, perdede çok sevdiğim bir oyuncudur. benliğini bir yana bırakır. Veee öyle oynar.Burda kendisini biraz kafası karışık ve ağır bulmama rağmen performansını gayet iyi buldum.</p>
<p>Kimya Hatun&#8217;daki Beste Bereket, oldukça profesyonel oyunculuğuyla, hem göz doldurdu, hem de gözlerimizi. Kerra Hatun&#8217;a gelince, tek kelimeyle mükemmel bir oyunculuk seyrettiğimi söylemeliyim.Sema Keçik, son zamanlarda seyrettiğim çok başarılı oyunculardan, hiç bir şekilde profesyonelliğine yaslanmayan, mesleğine aşık olduğu her hallinden belli olan bir oyuncu.</p>
<p>Oyuncular, dansçılar, şarkılar, ebru sanatı, tüm diğer ekip&#8230; Mevlana&#8217;yı ve Mesnevi felsefeyi ya da tasavvuf ilmini çok yansıtamasa da, oyunun bizi o döneme götürdüğünü ve oldukça cesur kotarılmış bir çalışma olduğunu söylemeden geçemeyeceğim..</p>
<p>Ellerine ve yüreğine sağlık Özen ve Tüm Ekip&#8230;</p>
<p>Ayşe Burcu Eren Önen</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://onuncukoy.net/2011/08/27/sems-unutma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuantum Olumlamalar</title>
		<link>http://onuncukoy.net/2011/08/04/45/</link>
		<comments>http://onuncukoy.net/2011/08/04/45/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Aug 2011 14:09:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Angel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Olumlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Burcu Eren]]></category>
		<category><![CDATA[certified coaching]]></category>
		<category><![CDATA[koaching]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum]]></category>
		<category><![CDATA[olumlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[quantum]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam koçluğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://onuncukoy.net/?p=45</guid>
		<description><![CDATA[KUANTUM OLUMLAMALAR Dil realiteyi oluşturmadaki en önemli araçlardan birisidir, ama ne yazıktır ki insanlar bu olağanüstü aracı nasıl kullanacakları konusunda bilinçsizler. Herkes kendi dünya modeline uygun cümleler kuruyor konuşurken: &#8220;Biz adam olmayız&#8221;, &#8220;Burası Türkiye&#8221;, &#8220;Yine aynı şey olacak ve başaramayacağım&#8221;, &#8220;Çok şanssızım&#8221;, &#8220;Çok hareketliyim&#8221; yada &#8220;Maymun iştahlıyım&#8221; gibi kalıpları öylesine söyleyiveriyorlar. Çoğunlukla düşünmeden ve bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://onuncukoy.net/wp-content/uploads/2011/08/260368_155821251158086_155103141229897_341251_6713812_n1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-53" title="260368_155821251158086_155103141229897_341251_6713812_n" src="http://onuncukoy.net/wp-content/uploads/2011/08/260368_155821251158086_155103141229897_341251_6713812_n1.jpg" alt="" width="236" height="229" /></a></p>
<p>KUANTUM OLUMLAMALAR<br />
Dil realiteyi oluşturmadaki en önemli araçlardan birisidir, ama ne yazıktır ki insanlar bu olağanüstü aracı nasıl kullanacakları konusunda bilinçsizler. Herkes kendi dünya modeline uygun cümleler kuruyor konuşurken: &#8220;Biz adam olmayız&#8221;, &#8220;Burası Türkiye&#8221;, &#8220;Yine aynı şey olacak ve başaramayacağım&#8221;, &#8220;Çok şanssızım&#8221;, &#8220;Çok hareketliyim&#8221; yada &#8220;Maymun iştahlıyım&#8221; gibi kalıpları öylesine söyleyiveriyorlar. Çoğunlukla düşünmeden ve bir anda klişeleşmiş bir takım sözcükleri seçiyorlar. Ama bu sözcüklerin hayatlarında nasıl direkt olarak etkili olduğunun farkına varmadan.<span id="more-45"></span></p>
<p>Ve sanki var olan bir şeyi oluşturuyor gibi değil de, var olan bir şeyi tanımlıyor gibi.</p>
<p>Yani hep sorunlu oldukları için mi sorunlardan söz ettiklerini, yoksa sorunlardan söz ettikleri için mi sorunlara sahip olduklarını bilmeden.<br />
Oysa söz o kadar etkili ki, bu sözü söyleyen kendisini zayıf, çaresiz ve bir kurban gibi görüyorsa, söylediği söz bir tanrısal varlık tarafından söyleniyormuş gibi etki yapıyor. Ya da gerçekten öyle olduğu için.</p>
<p>Hani bizim kültürümüzde bir söz vardır ya: &#8220;Bir adama kırk gün deli dersen deli olur&#8221; diye. Bir adama ya da bir kadına kırk gün olumlu şeyler söylerseniz de, aynen öyle olacağı açıktır.<br />
Söz, bir ereji paketçiği ve düşüncenin somutlaşmış bir örneği olarak çok dikkat çekici etkiler yapar. Bir yandan maddeyi, diğer yandan da hayatı etkiler ve değiştirir.</p>
<p>Sinirli olduğu dönemlerde çevresindeki elektronik aletleri bozan kişiler tanıdım.</p>
<p>Japon bilim adamı Masaru Emoto, suyun moleküler yapısının insanların düşüncelerinden, sözlerinden ve kendilerine dinletilen müzikten etkilenip etkilenmediğini araştırmış. Sevgi ve minnettarlık sözcükleri ile birlikte kristalize edilen su damlacıklarının parlak ve estetik şekiller oluşturduklarını; kin, nefret gibi sözcüklerle kristalize edilen su damlacıklarının ise kirli, çirkin ve bozuk yapıda kristaller ortaya koyduklarını görmüş.</p>
<p>Emoto, insanların hayat kalitelerinin bedenlerindeki ve yerküredeki suyun kalitesi ile bağlantılı olduğunu savunuyor.</p>
<p>Hayatın suda başlamış olduğu gerçeği, bu düşüncenin ışığında daha farklı bir anlam kazanıyor.</p>
<p>Kuantum düşünce tekniği, zihin ile beden arasında birebir bir bağlantı olduğu varsayımından yola çıkar. Hastalıkların sürekli olarak düşünülen şeylerin beden üzerindeki etkilerinden olduğunu söylemek bu açıdan pek de yanlış olmaz.</p>
<p>Hücrenin yüzde yetmiş, yüzde seksen oranında sudan oluştuğunu biliyoruz. Merkezdeki çekirdekte de RNA ve DNA sarmalları mevcut. Acaba bunun ne anlamı olabilir? Yoksa hücre bizim kendi kendimize söylediğimiz içsel konuşmaları (ki biz bunlara düşünce diyoruz) kaydeden bir kayıt tutucu mu? Belki de kanserin, başağrısının, migrenin ve diyabetin kendimize yaptığımız bu içsel konuşmalarla bir ilişkisi vardır.</p>
<p>Sözler gerçekten çok etkileyici. Denizli&#8217;de bir seminer sırasında, katılımcılardan bir tanesi sabahları erken kalkamadığını söylemişti. Ondan o anda hemen beş kez: &#8220;Sabah erkenden, neşeli ve canlı bir şekilde yataktan kalkıyorum&#8221; diye tekrarlamasını istemiştim. Ertesi gün bana telefon açarak, aynen söylediğim gibi olduğunu ve bu işe çok şaşırdığını söyledi. Aslında bunda şaşılacak birşey yoktu, sadece ne olmasını istiyorsa, o şey olmuş gibi konuşacaktı.</p>
<p>&#8220;Abra kadabra&#8221; yani.</p>
<p>Böyle olunca, bütün bedeni ve sinir sistemi bu yeni emri yerine getirmek için seferber olacaklardı.</p>
<p>&#8220;Ben&#8221; dediğinizde, içinizdeki güç ayağa kalkarak &#8220;emret&#8221; diyecektir. O yüzden &#8220;ben&#8221; dedikten sonra arkasından ne söyleceğinize dikkat etmeniz gerekir.</p>
<p>Tamıtamına her şey, söylediğiniz gibi olacaktır çünkü.</p>
<p>&#8220;Hayatımda bol sevgi, bol para, yeterli zaman ve sonsuz bilgi her zaman mevcut. Onlar tam zamanında karşıma çıkıyorlar. Ben de uzanıp onları alıyorum.&#8221;</p>
<p>&#8220;Her günümü neşe, mutluluk ve kahkaha ile doldururum. Her bir saniyeyi bir gün gibi her bir günü bir hafta kadar verimli yaşarım&#8221;</p>
<p>&#8220;Cebimdeki her bir lira bin lira gibi bereketlenir ve bin lira onbin lira gibi. Her yaptığım işe bütün dikkatimi, bütün sevgimi katarım.&#8221;</p>
<p>&#8220;Her ne yapıyorsam en iyisini en güzelini yaparım&#8221;</p>
<p>Sevgimle Kalın.</p>
<p>Ayşe Burcu Eren Önen</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://onuncukoy.net/2011/08/04/45/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OLUMLAMA YAPMANIN PÜF NOKTALARI</title>
		<link>http://onuncukoy.net/2011/07/17/olumlama-yapmanin-puf-noktalari/</link>
		<comments>http://onuncukoy.net/2011/07/17/olumlama-yapmanin-puf-noktalari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jul 2011 16:13:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Angel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Olumlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Burcu Eren]]></category>
		<category><![CDATA[certified coaching]]></category>
		<category><![CDATA[koaching]]></category>
		<category><![CDATA[Olumlama]]></category>
		<category><![CDATA[olumlama yapmanın püf noktaları]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam koçluğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://onuncukoy.net/?p=37</guid>
		<description><![CDATA[Dil, realitemizi oluşturan en önemli araçlarımızdan birisidir. 21 gün &#8211; 1 Ay aralığında yapılan pozitif olumlamalar, içsel egomuzun ve inanışlarımızın yerini alarak yaydığımız titreşimleri değiştirecek ve hayatımızda realiteye dönüşecektir. Ayrıca, bilinçaltınızda yeni ve yapıcı düşünce şablonu oluşturmanıza da yardım edecektir. İçinde bulunduğunuz maddi şartlar, sosyal şartlar, ailevi şartlar, ülke şartları ve ruh durumunuz ne olursa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://onuncukoy.net/wp-content/uploads/2011/07/mr_fa535572ed2907.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-38" title="olumlama" src="http://onuncukoy.net/wp-content/uploads/2011/07/mr_fa535572ed2907.jpg" alt="" width="400" height="266" /></a></p>
<p>Dil, realitemizi oluşturan en önemli araçlarımızdan birisidir. 21 gün &#8211; 1 Ay aralığında yapılan pozitif olumlamalar, içsel egomuzun ve inanışlarımızın yerini alarak yaydığımız titreşimleri değiştirecek ve hayatımızda realiteye dönüşecektir. Ayrıca, bilinçaltınızda yeni ve yapıcı düşünce şablonu oluşturmanıza da yardım edecektir. İçinde bulunduğunuz maddi şartlar, sosyal şartlar, ailevi şartlar, ülke şartları ve ruh durumunuz ne olursa olsun içsel sesinizi değiştirdiğiniz anda yaşadığınız dünyanın değiştiğini görebileceksiniz. Bunu anlamanın zor olduğunu biliyorum.<span id="more-37"></span></p>
<p>Önemle belirtmek isterim ki Gün içinde söylediğiniz sözlerin, dinlediğiniz şarkıların, verdiğiniz tepkilerin hayatımıza direkt etkileri vardır.</p>
<p>&#8220;Biz adam olmayız&#8221;<br />
&#8220;Çok şansızım&#8221;<br />
&#8220;İlişkilerim hep aynı&#8221;<br />
&#8220;Çok Sakarımdır&#8221;</p>
<p>İşte çoğu insan farkında olmadan klişeleşmiş bir takım sözcükler seçiyor. Söyledikleri bu cümleler gayri ciddi ve espri olsa bile bilinçaltları bunu bir emir olarak algılayıp realiteye dönüştürmek için çalışmaya başlıyor. Bilinçaltımızın bu mükemmel sadakatini maalesef olumsuz şeyleri hayatımıza çekmek için kullanıyoruz&#8230;</p>
<p>Yani sorunları olduğu için mi söz ettiklerini, yoksa sorunlardan söz ettikleri için mi sorunların içinde olduklarını bilmeden !</p>
<p>SÖZ, bir enerji paketçiği ve düşüncenin somutlaşmış şekli olarak hayatımızda çok dikkat çekici etkiler yapar. Çevremizi ve hayatımızı değiştirebiliriz.</p>
<p>Bunun en iyi yöntemi de BİLİNÇLİ OLUMLAMADIR</p>
<p>Olumlamalar, rast gele hazırlanamaz. Kelimesi kelimesine özenle seçilmelidir. &#8220;Olacak, yapacak&#8221;, &#8220;istiyorum&#8221;, &#8220;Her şeye rağmen&#8221; gibi kelimeler KULLANILMAMALIDIR</p>
<p>OLUMLAMA NASIL YAPILMAZ</p>
<p>SE-SA eki;<br />
Eğer çok Param olursa Mutlu olurum</p>
<p>Bu kalıp sizin hiç bir zaman mutlu olma becerisine sahip olamadığınızın ifadesidir. Çünkü mutluluğun sonucu bir şarta bağlıdır.</p>
<p>MELİ-MALI<br />
Güçlü Olmalıyım</p>
<p>Zorunluluk öğesidir. Şimdiki zamanda güçsüz olduğunuz gerçeğini bilinçaltınıza verirsiniz.</p>
<p>ECEK-ACAK<br />
Her şey çok güzel Olacak</p>
<p>Bu kalıp sizin isteğinizi hep geleceğe erteleyecektir.</p>
<p>TERSİNE SÖYLEM<br />
Korkmuyorum</p>
<p>&#8220;Güvendeyim&#8221; yerine &#8220;korkmuyorum&#8221; derseniz, korkuya odaklanırsınız ve bu çözüm değildir.</p>
<p>BELİRSİZLİK<br />
İyi bir hayat istiyorum</p>
<p>Nasıl bir hayatın sizin için iyi olacağını belirtmediğiniz için belirsizlik ifadesi vardır.</p>
<p>OLUMLAMA NASIL YAPILIR</p>
<p>- Olumlama yapmak için ilk önce geçmiş düşüncelerimiz ele alınmalıdır. Bilmeliyiz ki; geçmişteki anılarımızın oluşturduğu çekirdek inançlarımızı kırmadan ileriye gitmemiz çok yavaş ve zor olacaktır. Geçmişimizde bizi üzen insanlar, kötü anılar, maddi zorluklar hep blokaj oluşturacaktır. BU YÜZDEN İLK OLARAK AFFETME OLUMLAMALARI YAPILMALIDIR. Hayatımız boyunca geçmişimizde bizi üzen ve küstüğümüz insanların hayatımızda blokaj oluşturduğunu biliyor musunuz ? Ne yaşarsanız yaşayın geçmişteki herkesi kalben affetmeniz gerekmektedir. Kabul bu çok zor olabilir. Ama 1 ay içinde Hayatınızdaki mucizelere hayret edeceksiniz</p>
<p>- Olumlamaların her ay 1 konu üzerinde ve aynı olumlama metni üzerinde yapılmalıdır. Çünkü bilinçli yaptığınız olumlamalar 21. gün sonunda bilinçaltınız tarafında kabul görür ve hayatınızda Gerçekleştirmek için çalışmalara başlar. Bir olumlamayı 3 gün yapıp bırakırsanız hiç bir fayda etmeyecektir. Ya da 2 farklı olumlama yaparsanız enerji kanalınızı dağıtırsınız.</p>
<p>- Olumlama sesli bir şekilde, yavaş tempoda, hissederek yapılmalıdır. Sabah ilk uyandığınızda ve gece yatmadan 2-3 er kere yapılan olumlamalar bilinçaltına daha fazla ulaşırlar. Kendinizle yaptığınız bu konuşmalar bir süre sonra içsel egonuzun size inandırdıklarını silecek ve yerine yenilerini koyacaktır. Bilinçaltına kodladığınız yeni söz ve düşünceler inançları yeniler ve çekim yasasını harekete geçirir.</p>
<p>- Olumlamaları Ses kaydı haline getirip gün içinde dinleyebilirsiniz. Yaptığınız ses kaydını uyurken, çalışırken, kitap okurken dinleyebilirsiniz. Ses rahatsız olmayacağınız seviyede normal düzeyde olabilir. Zaten dikkatiniz başka yerde olacağı için SUBLİMİNAL etkisi yapacak ve bilinç daha kolay kırılıp bilinçaltına ulaşacaktır. Sakın bilinçli olumlamaları bırakmayın. Sadece ses kaydı ve subliminal telkin dinlemek çekim yasasını dağınık çalıştıracaktır.</p>
<p>- Yine gün içinde belirli kalıpları tekrarlayabilirsiniz. Örneğin o ay içinde &#8220;Bolluk ve bereket&#8221; olumlaması yapmaktasınız. yaptığınız çalışmalarla beraber boş zamanlarınızda yada dışarıdayken sadece &#8220;bolluk, bereket, para&#8221; diyerek veya tekrar edilerek odaklanma sağlanabilir ve bu kesinlikle faydalıdır.</p>
<p>Bir süre sonra görmeye başlayacaksınız ki, çevrenizde size olumsuzluk veren kişiler gidecek, yerinde sizin düşüncelerinizi destekleyen insanlar gelecektir. Geçmişte istemeden yada isteyerek söylediğiniz olumsuz sözcükler yerini olumlu ve yapıcı sözcüklere bırakacaktır.</p>
<p>İnançlarınızı değiştirmek için bu 1 er aylık çalışmaları yapın. Sakın olumsuzluğa kapılmayın&#8230;</p>
<p>Çünkü işe yarıyor&#8230;</p>
<p>Sevgimle Kalın</p>
<p>Ayşe Burcu Eren Önen</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://onuncukoy.net/2011/07/17/olumlama-yapmanin-puf-noktalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oyun Atölyesi&#8217;nden İçi Boşaltılmış Macbeth</title>
		<link>http://onuncukoy.net/2011/04/23/oyun-atolyesinden-ici-bosaltilmis-macbeth/</link>
		<comments>http://onuncukoy.net/2011/04/23/oyun-atolyesinden-ici-bosaltilmis-macbeth/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Apr 2011 16:22:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Angel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro Eleştirileri]]></category>
		<category><![CDATA[2011 Tiyatro Sezonu]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Burcu Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Ender Yiğt]]></category>
		<category><![CDATA[İlker Aksüm]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Aydoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Lady Macbeth]]></category>
		<category><![CDATA[Macbeth]]></category>
		<category><![CDATA[Oyun Atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[özel tiyatrolar]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro seyircisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://onuncukoy.net/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[O akşam Kadıköy’e, Oyun Atölye’sine, Shakespare’in Macbeth’ini, Kemal Aydoğan rejisiyle seyretmeye gittim. Çok heyecanlıydım.Shakespare’in bende ayrı bir kredisi vardı.Oyun başladı veee…. ………………… Şaşkınlığımı kendimle ve yanımdaki arkadaşımla defalarca paylaştım. Oyunda bazı şeyler vardı ki. Olmamıştı. Olamıyordu, zorluyordu. Başta, Macbeth rolü. Bu rol için sanıyorum,  güçlü oyunculuk enerjisine sahip olduğundan,  İlker Aksüm düşünülmüştü. Fakat sahnede ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://onuncukoy.net/wp-content/uploads/2011/04/macbeth.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-26" title="macbeth" src="http://onuncukoy.net/wp-content/uploads/2011/04/macbeth.jpg" alt="" width="588" height="249" /></a></p>
<p>O akşam Kadıköy’e, Oyun Atölye’sine, Shakespare’in Macbeth’ini, Kemal Aydoğan rejisiyle seyretmeye gittim.</p>
<p>Çok heyecanlıydım.Shakespare’in bende ayrı bir kredisi vardı.Oyun başladı veee….<br />
…………………<br />
Şaşkınlığımı kendimle ve yanımdaki arkadaşımla defalarca paylaştım. Oyunda bazı şeyler vardı ki. Olmamıştı. Olamıyordu, zorluyordu.<span id="more-10"></span></p>
<p>Başta, Macbeth rolü. Bu rol için sanıyorum,  güçlü oyunculuk enerjisine sahip olduğundan,  İlker Aksüm düşünülmüştü. Fakat sahnede ne yüksek bir iç aksiyon ne de dış aksiyon vardı. Belli ki çok çalışılmış dış aksiyonlar, oyun içinde  bir matematikle gösterime sunuluyordu.</p>
<p>Shakespare’in  Macbeth’indeki ; oyunun başından sonuna doğru, aşağılardan taa tepelere tırmanan içsel git-gellerin, İlker’in oyunculuğunda esamesi okunmuyordu. İlker, dışavuran bir oyunculukla( ki biz buna forse oyunculuk diyoruz.)sahnede kendini var etmeye çabaladı durdu.</p>
<p>Vee gelelim Lady Macbeth’e…Öylesine özenilecek öylesine güzel bir roldür ki. Benim diyen her kadın oyuncu için biçilmiş kaftandır. Çünkü Lady Macbeth , bir çok kavramı içinde barındırır. Hırsı, kötülüğü, saflığı, kadınlığı, var olmayı, yok olmayı,,,kısacası insan figüründe psikolojik olarak neredeyse tüm katmanları içerir. Oyun Atölyesi’nin sahnesinde gördüğümüz Lady Macbeth ise, sanki rolü önce bir içsel olarak çalışmış, sonra da içini boşaltmış ve öyle sahneye çıkmıştı. Tüm duygular bedende doğruydu, seste, yüzde, vücutta…Fakat ruhu yok olmuştu sanki.</p>
<p>Tam da bu noktada, acaba yönetmenin seçimi mi diye düşündüm. Çünkü, İlker’i de bir çok kez seyretmiş ve oyunculuğunu oldukça içten bulmuştum. Yoksa Kemal Aydoğan böyle bir yönteme başvurmuş, tüm oyunun içini boşaltıp sahneye bu tarz bir yorum getirmeyi mi amaçlamıştı. O zaman söylenecek tek bir şey vardı.  OLMAMIŞTI…</p>
<p>Ne, Macbeth olmuştu, ne de Lady Macbeth bize, görmemiz gereken tüm içsel serüvenleri gösterebilmişti. Bu arada olmayan şeylerden devam edeceksek. İlk sahnede gördümüz Duncan, ikinci sahnede oldukça farklı bir roldeydi. Vee olmamıştı…Bu arada, Ender Yiğit’i bolca başarılı dublajda dinlememin yanı sıra, kendisini sahnede oyuncu olarak fazlasıyla yetersiz bulduğumu söylemeliyim.</p>
<p>Oyunun hiç mi güzel yanları yoktu. Vardı elbet. Cadılar, hem reji ve anlatılmak istene hizmet anlamında, hem de oyunculuklarda çok iyiydi. Müzik gayet başarılı ve güçlüydü. Doğru yerlerdeki vurgular, bazen insanı başka yerlere götürüyordu. Sahne tasarımı yine gayet başarılıydı ki, en basit yöntemle en çok şeyi anlatabilmek zaten başlı başına bir başarıdır.</p>
<p>Evet, O akşam Oyun Atölye’sinin Macbeth’ine giderken çok farklı şeyler hayal etmiştim. OLMADI…Üzgünüm canım bir dahaki sefere dedim kendime.</p>
<p>Ayşe Burcu Eren Önen</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://onuncukoy.net/2011/04/23/oyun-atolyesinden-ici-bosaltilmis-macbeth/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karnı ağrıyan Prometheus</title>
		<link>http://onuncukoy.net/2011/04/23/karni-agriyan-prometheus/</link>
		<comments>http://onuncukoy.net/2011/04/23/karni-agriyan-prometheus/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Apr 2011 16:18:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Angel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro Eleştirileri]]></category>
		<category><![CDATA[2011 Tiyatro Sezonu]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Burcu Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Oyun]]></category>
		<category><![CDATA[özel tiyatrolar]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro seyircisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://onuncukoy.net/?p=8</guid>
		<description><![CDATA[Teodor  Terzoupolos’un İstanbul’da yönettiği oyun Zincire Vurullmuş Prometheus, Rumeli Hisar’ında seyircisiyle buluştu. Oyuna büyük bir heyecanla gidişim ve umduğum çoğu şeyi bulmam dışında bir büyük hayal kırıklığım vardı ki, o da  Yetkin Dikiciler… Kendisini her sahada büyük bir hayranlıkla seyrederim,  beraber çalışmışlığımız ve bu birliktelikten çok güzel çıkarımlarım olmuştur.Kişiliği hakkındaki güzel duyumlarım.vs.vs..ve o akşam yaşadıklarım… [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://onuncukoy.net/wp-content/uploads/2011/04/promethiade.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-24" title="promethiade" src="http://onuncukoy.net/wp-content/uploads/2011/04/promethiade.jpg" alt="" width="600" height="401" /></a>Teodor  Terzoupolos’un İstanbul’da yönettiği oyun Zincire Vurullmuş Prometheus, Rumeli Hisar’ında seyircisiyle buluştu.</p>
<p>Oyuna büyük bir heyecanla gidişim ve umduğum çoğu şeyi bulmam dışında bir büyük hayal kırıklığım vardı ki, o da  Yetkin Dikiciler…<span id="more-8"></span></p>
<p>Kendisini her sahada büyük bir hayranlıkla seyrederim,  beraber çalışmışlığımız ve bu birliktelikten çok güzel çıkarımlarım olmuştur.Kişiliği hakkındaki güzel duyumlarım.vs.vs..ve o akşam yaşadıklarım…</p>
<p>Oyun, Bir Terzo rejisi olarak her zamanki gibi bir disiplin ve kavramsallık taşıyordu. Koro, inanılmaz bir ritm ve heyecanı oyun sonuna dek tuttu. Özellikle Türk oyuncular, belli ki istenilenin de ötesinde performans sergiledi.</p>
<p>Fakat zincirlere vurulmuş Prometheus’u oynayan Yetkin Dikiciler için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Zira oyun boyunca karnını ovuşturmak suretiyle, sahnenin dört tarafında bir gaz çıkarma edasıyla dönendi durdu.</p>
<p>Bu da yetmiyormuş gibi oyunun sonlarına doğru, “Yiğidim aslanım burada yatıyor” adlı şarkıyı söylemeye başlayınca… Özellikle de karnını ovuşturarak…</p>
<p>Hayallerim yıkıldı. Bu Yetkin olamazdı. Hayır! Rejiyle örtüşemedim , kurgum kırıldı, dengem bozuldu ve sinirlendim…</p>
<p>Sahne özgürlük alanıdır, üretim, yaratıcılık her şey onun üstünde olur. Fakat,  merak ettiğim bir şey var. Ses ve beden oyunculuğuna dayalı bir tiyatro yapan Terzo,  acaba bu Türkiye Starını neden özgür bıraktı. Ya da her haliyle burada onaylanacak bir oyuncu olduğu için müdahale etme ihtiyacı hissetmedi mi?</p>
<p>Aaa tabii bir de oyunun sonunda bol alkış almak için tribünlere oynayan Yetkin’den zaten hiç bahis açmayayım.</p>
<p>Anlayacağınız, o akşam Zincire Vurulmuş Prometheus’ta Yetkin, beni oturduğum yere zincirledi. Karnını ovuşturdu durdu, şar kılar söyledi, tribünlere oynadı ve beni kendisi hakkında çook büyük hayal kırıklığına uğrattı.</p>
<p>Ayşe Burcu Eren Önen</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://onuncukoy.net/2011/04/23/karni-agriyan-prometheus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

