ANTAKYA’NIN AYAKTA KALAN TARİHİYDİ: ÇİÇEK APARTMANI NEDEN YIKILDI?
Deprem Yıkamadı. KARAR YIKTI!
Antakya’nın simge yapılarından biri olan, kentin önde gelen mimarlarından merhum Vilyam Azaroğlu tarafından inşa edilen Çiçek Apartmanı, Cumhuriyet tarihinin ilk modern yapıları arasında yer alıyordu.
6 Şubat depremlerinde çevresindeki birçok bina ağır hasar alırken, Çiçek Apartmanı’nda tek bir cam dahi kırılmadı. Yapıda oluşan hasar, böylesine büyük bir depremden sonra mühendislik açısından olağan, sınırlı ve onarılabilir düzeydeydi.
Buna rağmen yapı, yaklaşık bir buçuk yıl önce alınan idari bir kararla yıkıldı.
Bu yıkım, deprem kaynaklı bir zorunluluğun değil; tercihe dayalı bir tasfiye anlayışının sonucu olarak Antakya’nın hafızasına kazındı.
Bugün gelinen noktada şu sorular hâlâ yanıtsızdır:
• Güçlendirme ve koruma seçenekleri neden değerlendirilmedi?
• Yapıya ilişkin bağımsız ve şeffaf bir teknik rapor kamuoyuyla paylaşıldı mı?
• Kültürel ve mimari miras niteliği taşıyan bir yapı için koruma kurulları sürece nasıl dahil edildi?
Günümüz mühendislik ve güçlendirme teknikleriyle benzer yapıların ayakta tutulabildiği bir dönemde, Antakya’nın mimari belleğini taşıyan bir yapının yıkılması şu gerçeği ortaya koymaktadır:
Tarihi ve sağlam yapıları yıkmak bir zorunluluk değil, bir tercihtir.
Kentsel dönüşüm süreçlerinin yalnızca metrekare, hız ve maliyet hesabına indirgenmesi;
şehrin tarihinin, kimliğinin ve kolektif hafızasının yok sayılması anlamına gelmektedir.
Çiçek Apartmanı artık ayakta değildir.
Ancak yıkımı, Antakya’da alınan kararların bilimsel ve korumacı kriterlerle mi, yoksa toplu ve geri dönüşsüz bir tasfiye anlayışıyla mı verildiğinin sorgulanmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu şehir yalnızca beton değildir.
Bu şehir; anı, mimari, kültür ve hafızadır.
Ve Çiçek Apartmanı’nın yıkımı,
Antakya’nın kaybettiği yalnızca bir bina değil, korunması mümkün bir tarih parçasıdır.
