Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

AYNI SAÇA AYRI TARAK: YIKIM KARARI MI, PAZARLIK KARARI MI?

AYNI SAÇA AYRI TARAK: YIKIM KARARI MI, PAZARLIK KARARI MI?

AYNI SAÇA AYRI TARAK: YIKIM KARARI MI, PAZARLIK KARARI MI?

AYNI SAÇA AYRI TARAK: YIKIM KARARI MI, PAZARLIK KARARI MI?
Demek ki mesele bina değilmiş.
Demek ki mesele deprem değilmiş.
Demek ki mesele mühendislik raporu hiç değilmiş.
Mesele;
kimin kimi tanıdığı,
kimin Ankara’ya ulaşabildiği,
kimin kapıyı daha sert çaldığıymış.
Aynı cadde üzerindeki apartmanlar için aylarca “yıkılacak” denildi.
İnsanlar evlerinden edildi, korkutuldu, belirsizlikte sürüklendi.
Sonra ne oldu?
Heyetler kuruldu.
Ankara’ya gidildi.
Bakanlarla, milletvekilleriyle, bürokratlarla görüşüldü.
Ve bir anda gerçek ortaya çıktı:
“Yıkılmayacakmış.”
O zaman sormak zorundayız:
Bu binalar baştan beri yıkılmayacak kadar sağlamsa, neden insanlara aylarca yıkım korkusu yaşatıldı?
Yıkılacak denilen binalar, hangi görüşmeden sonra ‘sağlam’ oldu?
Ankara’ya gidemeyen, kapı aşındıramayan, heyet kuramayan vatandaş ne olacak?
Bu tablo şunu gösteriyor:
Hatay’da yıkım kararları;
bilimle değil,
eşitlikle değil,
hukukla değil,
müdahaleyle değişebiliyor.
İşte asıl tehlike budur.
Çünkü bir şehirde:
• aynı binaya farklı muamele varsa,
• aynı risk için farklı kararlar çıkıyorsa,
• hak aramak “ilişki gücüne” bağlanmışsa
orada hukuk değil, keyfiyet vardır.
Onuncu Köy buradan bakar ve açıkça söyler:
Deprem yıkamadığını yıkım kararıyla yıkmaya kalkmak da,
yıkım kararını siyasi temasla geri almak da aynı derecede sakattır.
Bu şehir deneme tahtası değildir.
Bu insanlar istatistik değildir.
Bu kararlar “duruma göre” verilemez.
Hatay’da mesele artık şudur:
Devlet, herkese eşit mi davranıyor,
yoksa sesi çok çıkan mı kurtuluyor?
Onuncu Köy bu sorunun peşini bırakmaz.