Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CEZAEVİNDEN YAZILAN RAPOR, SARAYIN ANLATISINI YERLE BİR ETTİ

CEZAEVİNDEN YAZILAN RAPOR, SARAYIN ANLATISINI YERLE BİR ETTİ
CAN ATALAY’IN “HATAY DEPREM RAPORU 2026”SI: BİR AFETTEN FAZLASI, BİR YÖNETİM SUÇU

CEZAEVİNDEN YAZILAN RAPOR, SARAYIN ANLATISINI YERLE BİR ETTİ
CAN ATALAY’IN “HATAY

CEZAEVİNDEN YAZILAN RAPOR, SARAYIN ANLATISINI YERLE BİR ETTİ
CAN ATALAY’IN “HATAY DEPREM RAPORU 2026”SI: BİR AFETTEN FAZLASI, BİR YÖNETİM SUÇU
Hatay yerle bir oldu.
Ama asıl enkazın beton değil yönetim olduğu artık resmen kayda geçti.
Tutuklu Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay, cezaevinde, sınırlı imkânlarla hazırladığı “Hatay Deprem Raporu 2026: Bir Afet, Bir Yönetim Krizi” başlıklı 112 sayfalık çalışmayla, depremden sonra anlatılan tüm “başarı masallarını” tek tek çürüttü.
Bu rapor bir muhalefet metni değil.
Bu rapor, devletin kendi yurttaşına ne yaptığının belgesidir.
3 YIL GEÇTİ, HATAY HALA KONTEYNERDE
Raporun en çarpıcı tespiti net:
Hatay’da deprem bitmedi. Sadece kameralar kapandı.
Aradan üç yıl geçmesine rağmen:
• 204 konteyner kent hâlâ dolu
• Yaklaşık 200 bine yakın insan “geçici” diye sunulan, ama kalıcı hale gelen metal kutularda yaşamaya zorlanıyor
• Hijyen yok, altyapı yok, insan onuruna uygunluk yok
Üstelik şimdi bir de tahliye tebligatları gönderiliyor.
Devlet önce yıktı,
sonra bekletti,
şimdi de “çıkın” diyor.
Onuncu Köy soruyor:
Gidecek evi olmayan insanlar nereye gidecek?
TOKİ KONUTU DEĞİL, ŞANTİYE TESLİM EDİLDİ
Hükümetin “hızlı teslim” diye övündüğü TOKİ konutları için rapor net konuşuyor:
• Su yok
• Isıtma yok
• Doğalgaz yok
• Yangın güvenliği yok

Hak sahipleri açıkça söylüyor:
“Bize ev değil, yarım bırakılmış şantiye verdiler.”
Can Atalay bu tabloyu tek cümleyle özetliyor:
“Bu bir konut politikası değil, bir imaj operasyonudur.”
BETON SINIFTA KALDI, DEVLET GÖZ YUMDU
Raporun belki de en kritik bölümlerinden biri inşaat kalitesi.
Deprem bölgesinde:
• C30/37 olması gereken betonlar standardın altında çıktı
• 67 ayrı cezai işlem uygulandı
Ama ne oldu?
Hiçbir beton santrali kapatılmadı.
Üretim devam etti.
Ceza “işletme maliyeti” olarak görüldü.
Bu şu demek:
Aynı felaketin zemini yeniden döküldü.
İHALELER, RANT VE 21/B DÜZENİ
Rapora göre deprem sonrası Hatay’da:
• Pazarlık usulü ihaleler olağan hale geldi
• Şeffaflık yok
• Rekabet yok
• Denetim yok
Rezerv alan uygulamalarıyla:
• Halkın mülkü el değiştirdi
• Kültürel miras zarar gördü
• Samandağ’da zemin çöktü

Ama sorumlular hâlâ koltukta.
SAĞLIKTA İKİNCİ FELAKET: TOZ, MOLOZ, HASTALIK
Enkaz kaldırma süreci:
• DSÖ standartlarına aykırı
• ÇED muafiyetleriyle kontrolsüz
• Hava kirliliği ölçülmüyor
• Solunum yolu hastalıkları patladı
Ama kamuoyuna açıklanan tek bir düzenli veri yok.
Bu artık ihmal değil,
bilinçli körlük.
ADALET YOK, DAVALAR SÜRÜNÜYOR
Hatay’da yıkılan onlarca binanın davası:
• Ya açılmadı
• Ya sürüncemede
• Ya da birkaç “günah keçisi” müteahhitle geçiştirildi
Can Atalay raporda açıkça söylüyor:
“Bu süreç örgütlü bir adaletsizliktir.”
Devletin sorumluluğu dosyalardan sistematik biçimde siliniyor.
“DEPREM PARALARI NEREDE?”
Raporun en can yakıcı başlıklarından biri bu:
• “Türkiye Tek Yürek” kampanyası
• Uluslararası bağışlar
• Afet fonları
Nereye harcandı, kim denetledi, hangi kalemde?
Cevap yok.
Şeffaflık yok.
Hesap yok.
MECLİS SUSTURULDU, RAPOR GÖRÜŞÜLMEDİ
Bu rapor TBMM’de görüşülmek istendi.
Ama Meclis açıldı-kapandı, sıralar boş bırakıldı.
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, boş sıralara bakarak haykırdı:
“Can Atalay’ın raporu burada görüşülemedi çünkü Can Atalay burada olmasın istendi.”
Rapor Meclis’ten kaçırıldı.
Ama tarihten kaçamayacaklar.
ONUNCU KÖY’ÜN NOTU
Bu rapor:
• Bir muhalefet metni değil
• Bir propaganda değil
• Bir siyasi polemik hiç değil
Bu rapor:
Devletin Hatay’da bıraktığı enkazın tutanağıdır.
Ve bu tutanak artık kayıttadır.