Modern Çağda Ortaçağ Karanlığı: Çamurlu Suya Mahkûm Edilen Halk
21.yüzyılda teknoloji Mars’a ulaşırken, Hatay’ın Denizciler, Sarıseki, Azganlık ve Dörtyol mahallelerinde musluklardan hâlâ çamurlu su akıyor. Üstelik yetkililerin verdiği cevap da ibretlik: “Yapacak bir şey yok.”
Yine yağmur, yine aynı utanç tablosu…
Musluklardan akan bulanık ve çamurlu su.
Bu manzara ne kaderdir ne de doğanın bir azizliği.
Bu, düpedüz yönetimsel bir beceriksizliğin vücut bulmuş halidir.
İnsanlığın gözünü Mars’a diktiği, teknolojinin sınırlarını zorladığı 21. yüzyılda;
Denizciler, Sarıseki, Azganlık ve Dörtyol halkının payına düşen gerçekten de “böcekli ve çamurlu su” mudur?
Bir belediye başkanı düşünün…
Halkın sesini duyurmaya çalışan bir muhtar karşısına çıkıyor.
Muhtar, en temel insan hakkını dile getiriyor:
“Başkanım, yağmur yağınca çeşmelerden çamur akıyor.”
Başkan ise sorunu çözmek yerine, büyük bir icraat yapıyormuş edasıyla liyakati tartışmalı bir müdürü hoparlöre veriyor.
Ve tarihe geçecek cevap geliyor:
“Yapacak bir şey yok.”
Peki o koltuklar ne için işgal ediliyor?
“Yapacak bir şey yok” demek için mi?
Çözüm üretmekten aciz, mazeret üretmekte usta bir kadronun o makamlarda işi nedir?
Bugün 5 yaşındaki bir çocuğa dahi sorsanız, bulanık suyun dinlendirme havuzları ve modern filtreleme sistemleriyle arıtılabileceğini bilir.
Ancak ne yazık ki şehrin yöneticileri bilimin ve mühendisliğin en temel kurallarını hiçe sayarak çaresizlik rolü oynamayı tercih ediyor.
Üstelik tek “çözüm” olarak sunulan şey ise yer altı su kaynaklarını hoyratça tüketecek sondaj projeleri.
Akarsuları yönetemeyen, doğayı okuyamayan, teknolojiyi anlamayan bir zihniyetle karşı karşıyayız.
Sonuç?
•Vatandaş çamurlu ve böcekli suya mahkûm
•Halk salgın hastalık riskiyle karşı karşıya
•Yönetim ise “yapacak bir şey yok” diyerek sorumluluktan kaçıyor
Bilimden ve liyakatten uzak kadroların elinde heba olan bir şehir…
Bu şehir bu köhne anlayışı hak etmiyor.
Musluklardan akan o çamur aslında yalnızca suyun değil, mevcut yönetim anlayışının da aynasıdır.
Bilimi dışlayan, çözüm yerine mazeret üreten bu zihniyet değişmedikçe;
ne suyumuz durulur
ne de bu şehrin dertleri biter.
