“BAĞIŞ SÜRECİ İLE YÜKLENİCİ SEÇİMİ ARASINDA BİR BAĞ VAR MI?”
21/B İHALE, DÜŞÜK KIRIM, AYNI FİRMA: HAYIRSEVER NEREDE BAŞLIYOR, NEREDE BİTİYOR?
Hatay’da kamuoyunda “hayırsever desteğiyle yapılıyor” denilen projeler üzerinden yeni bir tartışma büyüyor. Çünkü aynı firmanın aldığı işler yan yana konulduğunda, ortaya sadece bir cami ihalesi değil; yöntem, kırım oranı ve tercih zinciri bakımından cevap bekleyen ciddi bir tablo çıkıyor. Görünen o ki soru artık yalnızca “bağışı kim yaptı?” değil; “bu işlerde yüklenici tercihi nasıl şekillendi?” sorusudur.
Hatay YİKOB tarafından yapılan “Vali Mustafa Masatlı Cami Yapım İşi” ihalesi, 21/b pazarlık usulüyle gerçekleştirilmiş görünüyor. İhale kaydında yaklaşık maliyet 125.842.705,28 TL, sözleşme bedeli ise 114.000.000 TL. Bu da ihalenin yaklaşık %9,41 kırımla sonuçlandığını gösteriyor. Aynı ilanda yüklenici olarak KRK Karaköse Madencilik ve Ticaret Limited Şirketi yer alıyor.
Aynı firmanın aldığı bir başka işte ise tablo daha da dikkat çekici. “TC Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı Hatay Merkez Müftülük Binası Yapım İşi” yine 21/b pazarlık usulüyle yapılmış; yaklaşık maliyet 161.214.193,07 TL, sözleşme bedeli 154.105.000 TL olmuş. Buradaki indirim oranı yaklaşık %4,41 seviyesinde kalmış. Yani aynı firma, yine pazarlık usulüyle yapılan başka bir kamusal işte bu kez daha da düşük kırımla karşımıza çıkıyor.
Buna karşılık, aynı firmanın yer aldığı Antakya Belediyesi Gençlik Merkezi ve Kapalı Semt Pazarı Yapım İşi açık ihale usulüyle yapılmış. Bu işte yaklaşık maliyet 108.612.402,93 TL, sözleşme bedeli 83.491.000 TL. Buradaki indirim oranı ise yaklaşık %23,13. Yani açık rekabetin bulunduğu ihalede çok daha yüksek bir kırım ortaya çıkarken, 21/b usulündeki işlerde kırım oranının belirgin şekilde düştüğü görülüyor.
İşte tam da bu yüzden kamuoyunda şu soru büyüyor:
Açık ihalede %23’e çıkan kırım, neden 21/b usulündeki işlerde %9’a, hatta %4’e kadar düşüyor?
Bu fark yalnızca teknik bir ayrıntı olarak görülemez. Çünkü mesele burada sadece rakam değil; rekabetin seviyesi, davet usulünün niteliği ve kamu yararının ne kadar gözetildiğidir.
Tartışmanın bir başka boyutu da “hayırsever” iddiasıdır. Kamuoyuna bazı açıklamalarda projenin hayırsever desteğiyle yürütüldüğü söyleniyor. Ancak ortada hâlâ cevabı verilmemiş temel sorular var:
Bağışçı kimdir?
Bağış tutarı nedir?
Bu bağış, ihale sürecinden önce mi sonra mı devreye girmiştir?
Bağış süreci ile yüklenici seçimi arasında doğrudan ya da dolaylı bir ilişki var mıdır?
Çünkü bir iş gerçekten hayırsever desteğiyle yapılıyorsa, bunun finansman modeli de, bağış yapısı da, yüklenici tercihinin nasıl belirlendiği de açık olmak zorundadır. Aksi halde “hayırseverlik” söylemi, kamuoyunu rahatlatan bir başlık olarak kalır; asıl tartışma ise karanlıkta bırakılmış olur.
Burada dikkat çeken en önemli nokta şudur:
Aynı firma hem cami işinde, hem müftülük binası işinde, hem de başka büyük projelerde yüklenici olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum kendi başına suç isnadı değildir; ancak kamu adına şu soruların sorulmasını zorunlu hale getirir:
Bu tercihlerin ölçütü nedir?
Bu firmaya yönelen iş yoğunluğu nasıl açıklanmaktadır?
Pazarlık usulüyle yapılan işlerde rekabet neden zayıflamaktadır?
Ve açık ihaledeki yüksek kırım, neden diğer işlerde görülmemektedir?
Hatay kamuoyunun beklentisi nettir:
İhale süreci bütün ayrıntılarıyla açıklansın.
Yaklaşık maliyet hesabının dayanakları paylaşılsın.
Bağışçı iddiası netleştirilsin.
Yüklenici seçiminin hangi çerçevede oluştuğu ortaya konulsun.
Ve en önemlisi, benzer işler arasında kırım karşılaştırması yapılarak kamu zararı ihtimali objektif şekilde tartışılsın.
ONUNCU KÖY
Bu mesele artık yalnızca bir cami meselesi değildir.
Bu mesele;
kamu ihalesi,
kamu kaynağı,
kamu güveni meselesidir.
Ve şimdi Hatay’da sorulan soru şudur:
Hayırsever bir projeyi finanse etmiş olabilir…
Peki aynı firmanın diğer işleri kimin tercihiyle şekillendi?
Bu dosya devam edecektir.
