11 MAYIS: REYHANLI’NIN SUSTURULMAK İSTENEN HAFIZASI. “11 Mayıs 2013…”
Reyhanlı yalnızca büyük bir saldırıyla değil, tarihe kazınan derin bir acıyla sarsıldı.
Patlayan bombalar onlarca canı aramızdan aldı.
Yüzlerce insan yaralandı.
Bir ilçenin sokakları, bir anda matem yerine döndü.
Ama bugün geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki…
O gün sadece bombalar patlamadı.
Gerçeklerin üzeri de örtülmek istendi.
2013 Reyhanlı bombalaması sonrası getirilen yayın yasağıyla birlikte, kamuoyunun haber alma hakkı sınırlandırıldı.
Televizyon ekranları sustu.
Gazeteciler baskı altında kaldı.
Sorular cevapsız bırakıldı.
Oysa acıyı susturmak, gerçeği değiştirmiyordu.
Tam da bu noktada bazı gazeteciler geri adım atmadı.
Onuncu Köy Gazetesi, yayın yasağının kaldırılması için hukuk mücadelesi verdi.
Başvurular yapıldı.
İtirazlar sunuldu.
Ve sonunda Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla yayın yasağı kaldırıldı.
Çünkü gerçeklerin üzerini örtmek, toplumsal hafızayı yok etmek demekti.
Basın özgürlüğü savunucusu Fikret İlkiz o dönem yaptığı değerlendirmelerde, yayın yasaklarının gerçeği ortadan kaldırmayacağını vurguluyordu.
Hakikatin susturulduğu yerde adaletin de zarar göreceğini söylüyordu.
Bugün aradan yıllar geçti.
Acı hâlâ taze.
Bazı mezar taşları eskidi belki…
Ama Reyhanlı’nın hafızası eskimedi.
Çünkü bu şehir sadece saldırının acısını değil, susturulmak istenmenin ağırlığını da taşıdı.
Şimdi hâlâ aynı sorular vicdanlarda duruyor:
Bu saldırının tüm yönleri gerçekten aydınlatıldı mı?
Kimler hesap verdi?
Kimler sustu?
Kimler susturdu?
Reyhanlı’yı anmak sadece kaybettiklerimizi hatırlamak değildir.
Reyhanlı’yı anmak; gerçeğin üzerini örten karanlığa karşı hafızayı diri tutmaktır.
Ve bugün elimizde duran o eski gazete kupürü bize şunu hatırlatıyor:
Bazı manşetler sadece haber değildir…
Bir dönemin tanıklığıdır.
Allah, Reyhanlı saldırısında hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza rahmet eylesin.
Mekânları cennet olsun.
Ve unutulmasın:
“Şehirler bazen bombalarla yıkılır…
Ama asıl tehlike, hafızalarının susturulmasıdır.”
