BANDIRMA VAPURU HÂLÂ YOLDA
Bazıları gazeteciliği;
güçlünün kayığına binmek,
makamın gölgesinde yürümek,
ihale kapılarında sıra beklemek sanıyor.
Oysa gazetecilik;
rüzgâr sert estiğinde bile rotasını değiştirmemektir.
Yıllar önce paylaştığımız o cümle bugün hâlâ aynı yerde duruyor:
“Kimin kayığına binerse onun küreğini çekenlere inat, biz hâlâ Bandırma Vapuru’ndayız.”
Çünkü mesele sadece bir vapur değildir.
Mesele, teslim olmamaktır.
Bugün bazı kalemler;
ilan uğruna susuyor,
üç kuruşluk menfaat uğruna gerçekleri eğip büküyor,
güçlünün yanında durmayı gazetecilik zannediyor.
Dün eleştirdiklerine bugün methiye düzenler,
dün “yanlış” dediklerine bugün alkış tutarlar.
Çünkü pusulaları vicdan değil, çıkar olmuştur.
Ama bu memlekette hâlâ başka bir yol olduğuna inananlar var.
Bir haberin bedeli bazen ilan kaybetmektir,
bazen yalnız bırakılmaktır,
bazen tehdit edilmek,
bazen de yok sayılmaktır.
Fakat gazetecilik tam da burada başlar.
Çünkü gerçek gazeteci;
gücün yanında duran değil,
halkın bilme hakkının yanında durandır.
Bandırma Vapuru’nun anlamı da budur:
İmkânsız görünen bir yolculuğa rağmen rotadan vazgeçmemek.
Bugün Hatay’da,
Türkiye’de,
yerel basının en büyük sınavı budur.
Kalemini kiraya mı vereceksin,
yoksa bedeli ne olursa olsun gerçeği mi yazacaksın?
Onuncu Köy’ün yıllardır verdiği mücadele tam olarak budur.
Biz hiçbir zaman herkesin alkışladığı yerde olmadık.
Çünkü bazen doğru yerde durmak,
kalabalığın karşısında durmayı gerektirir.
Ve şunu herkes bilsin:
Kayıklar değişebilir.
Kürekçiler değişebilir.
Makamlar gelir geçer.
Ama halkın vicdanında yer edenler,
fırtına çıktığında yön değiştirmeyenlerdir.
Biz dün neredeysek bugün de oradayız.
Bandırma Vapuru hâlâ yolunda.
