Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Osman Bektaş, Hatay ve çevresindeki sismik sürecin sona ermediğini belirterek özellikle Amik Ovası, Kırıkhan hattı ve Ölü Deniz Fayı çevresindeki hareketliliğe dikkat çekti.
Bektaş’a göre 6 Şubat depremleri yalnızca yüzeyde büyük yıkıma neden olmadı; yerin derin katmanlarında oluşan enerji transferi de hâlen devam ediyor. Uzman isim, bölgedeki viskoelastik yapı içerisinde yayılan enerjinin önümüzdeki yıllarda depremselliği etkilemeye devam edebileceğini ifade etti.
“SÜREÇ BİTMİŞ DEĞİL”
Son dönemde Hatay, Adana, Gaziantep ve Malatya çevresinde meydana gelen depremlerin tesadüf olmadığını belirten Bektaş, bu hareketliliğin 6 Şubat sonrası oluşan stres transferiyle bağlantılı olabileceğini söyledi.
Özellikle 2026 yılı içerisinde Kırıkhan merkezli yaşanan sarsıntılar sonrası yaptığı değerlendirmede Bektaş, Doğu Anadolu Fayı ile Ölü Deniz Fayı’nın birbirini etkileyen karmaşık bir sistem oluşturduğunu belirterek şu ifadeyi kullandı:
“Fay sistemi hâlâ denge arıyor. Süreç bitmiş değil.”
HATAY–AMİK HATTI YENİDEN GÜNDEMDE
Uzman değerlendirmelerine göre büyük depremler yalnızca kırılan faylarda rahatlama oluşturmuyor; aynı zamanda çevredeki fay segmentlerine yeni gerilim aktarımı da yapabiliyor.
Prof. Dr. Bektaş’ın dikkat çektiği bölgeler arasında özellikle:
• Amik Ovası
• Hatay-Kırıkhan hattı
• Ölü Deniz Fayı çevresi
• Fay uç segmentleri yer alıyor.
Bilim insanlarına göre 6 Şubat sonrası bazı kırılan segmentlerde enerji boşalması yaşansa da, çevredeki farklı fay zonlarında yeni stres alanları oluşmuş durumda.
GPS VE InSAR VERİLERİYLE TAKİP EDİLİYOR
Bektaş, bölgedeki hareketliliğin yalnızca hissedilen artçılarla sınırlı olmadığını belirterek, bilimsel gözlem sistemlerinden elde edilen GPS ve InSAR verilerinin yer kabuğundaki deformasyon sürecini açık şekilde ortaya koyduğunu ifade etti.
Uzmanlara göre bu veriler, yüzeyde sakin görünen bazı alanlarda dahi derin yer hareketlerinin sürdüğünü gösteriyor.
Hatay’da yaşayan vatandaşlar ise deprem korkusunun hâlâ sürdüğünü belirtirken, uzmanlar özellikle yapı güvenliği, zemin analizi ve kentsel dönüşüm süreçlerinin bilimsel veriler ışığında yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.
