Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Klavye Başına Geçen Kendini “Duayen” Sanıyor:

“Haberci-Gazeteci Sendromu” denebilir.
Eline akıllı telefon alan, sosyal medyada birkaç yüz takipçi toplayan herkes sabah uyandığında kendini “gazeteci” ilan ediyor.

“Haberci-Gazeteci Sendromu” denebilir.
Eline akıllı telefon alan, sosyal medyada birkaç yüz

Klavye Başına Geçen Kendini “Duayen” Sanıyor: Gazetecilik Enkazı Büyüyor!
Son yıllarda öyle bir salgın baş gösterdi ki, adına artık rahatlıkla
“Haberci-Gazeteci Sendromu” denebilir.
Eline akıllı telefon alan, sosyal medyada birkaç yüz takipçi toplayan herkes sabah uyandığında kendini “gazeteci” ilan ediyor.
Escort ilanlarının, sahte reklamların, asılsız dedikoduların ve kopyala-yapıştır paylaşımların cirit attığı sosyal medya mecraları, ne yazık ki artık “habercilik” adı altında pazarlanıyor.
Önüne gelenin gazeteciliğe soyunduğu bu kontrolsüz dönem, sadece mesleğin itibarını değil; toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkını da yerle bir ediyor.
Oysa gazetecilik; emek işidir.
Araştırmaktır.
Belgeye ulaşmaktır.
Fikri takip yapmaktır.
En önemlisi de etik ve sorumluluk taşımaktır.
Gerçek gazetecilik; olayın peşinden gitmek, kapı kapı dolaşmak, gecesini gündüzüne katmaktır.
Bugün bazı sosyal medya sayfaları ise emniyetin, valiliğin ya da kurumların hazırladığı resmi bültenleri alıp noktasına dokunmadan “özel haber” diye servis ediyor. Teyitsiz dedikoduları haber diye yayıyor, insanların hayatlarıyla, kurumların itibarıyla ve toplumun huzuruyla oynuyorlar.
Tek dertleri birkaç beğeni, biraz etkileşim, biraz reklam…
Ne meslek ahlakı var, ne sorumluluk duygusu.
Kimse kusura bakmasın ama gazetecilik; iki satır düzgün yazı yazamayan, imla kurallarından habersiz profillerin ego tatmin alanı değildir.
Buradan basın meslek örgütlerine açık çağrımdır:
Mesleğin onurunu korumak sizin göreviniz değil mi?
Gerçek gazeteciler emek verirken, mantar gibi türeyen kontrolsüz sayfalara daha ne kadar sessiz kalınacak?
Valiliklere, emniyet birimlerine ve ilgili kurumlara da açık çağrımdır:
Resmi kimliği, hukuki sorumluluğu, mali kaydı olmayan; ama her olayda kendini “basın” diye tanıtan bu sosyal medya şovmenlerine daha ne kadar müsamaha gösterilecek?
Gerçek gazetecileri tenzih ederek söylüyorum:
Bu kirli furyaya artık “dur” denmelidir.
Çünkü bugün sessiz kalınırsa; yarın şantajın, asılsız ihbarların, bilgi kirliliğinin ve dijital linç kültürünün önüne geçmek çok daha zor olacaktır.
Unutulmamalıdır ki:
Herkes paylaşım yapabilir.
Herkes sosyal medya hesabı açabilir.
Ama herkes gazeteci olamaz.
Gazetecilik; mikrofon tutandan değil,
kalem tutandan sorulur.
Kalem ciddiyet ister.
Gazetecilik sorumluluk ister.