YENİ ATANAN HATAY CUMHURİYET BAŞSAVCISINA
İKİNCİ MEKTUP: HATAY’I ÖNCE DEPREM VURDU…
SONRA İSE “21/B DÜZENİ”!
ÖZEL DOSYA / HALİT BASIK
Sayın Başsavcım;
6 Şubat depremleri Hatay’da yalnızca binaları yıkmadı.
Aynı zamanda milyarlarca liralık olağanüstü bir kamu bütçesi oluşturdu.
Normal şartlarda yıllara yayılarak yapılacak kamu yatırımları, “ivedilik”, “afet”, “acil durum” ve “kamu güvenliği” gerekçeleriyle çok kısa süre içinde ihale edilmeye başlandı.
İşte tam bu noktada Hatay’da yeni bir ihale düzeninin oluştuğu iddiaları kamuoyunda yüksek sesle konuşulmaya başladı.
Özellikle Kamu İhale Kanunu’nun olağanüstü durumlar için öngörülen 21/b pazarlık yöntemi, deprem sonrası dönemin en tartışmalı başlıklarından biri haline geldi.
Çünkü kamuoyunda oluşan temel soru şu:
Deprem sonrası oluşan milyarlık bütçeler gerçekten yaraları sarmak için mi kullanıldı,
yoksa olağanüstü yetkiler,
sınırlı rekabet
ve denetim zafiyetleri nedeniyle belirli şirketlerin büyüme alanına mı dönüştü?
Gazetemiz Onuncu Köy’e ulaşan resmi ihale kayıtları, EKAP verileri, hakediş süreçleri ve sektör değerlendirmeleri; bazı yapım işlerinde kamu zararına yol açabilecek uygulamalar bulunduğu iddialarını gündeme taşımaktadır.
Özellikle:
• Düşük rekabetli pazarlık ihaleleri
• Türkiye ortalamasının altında kalan kırımlar
• Sonradan yapılan keşif artışları
• Süre uzatımları
• Geciken işlere cezai işlem uygulanmaması
• İmalat tamamlanmadan hazırlandığı öne sürülen hakedişler
• Bitmeyen işlere ödeme yapıldığı iddiaları
Hatay kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluşturmaktadır.
Kamuoyunda dikkat çekilen en önemli karşılaştırmalardan biri ise şudur:
Türkiye’nin farklı şehirlerinde girdikleri kamu ihalelerinde yüzde 20–25 seviyelerinde kırımlar yaptığı görülen bazı firmaların,
Hatay’daki deprem sonrası ihalelerde yüzde 6–7 seviyelerine kadar düştüğü iddia edilmektedir.
Üstelik sektör temsilcilerine göre mesele yalnızca düşük kırımla da sınırlı değildir.
İddialara göre;
sonradan yapılan keşif artışları,
ek peyzaj işleri,
süre uzatımları
ve uygulanmadığı öne sürülen gecikme cezaları nedeniyle bazı projelerde toplam maliyetler başlangıç rakamlarının çok üzerine çıkmıştır.
Kamuoyunda ayrıca şu iddialar da tartışılmaktadır:
• Hakedişi tamamlanan bazı firmaların ödemeleri geciktirilirken, belirli projelerde ödemelerin sürdüğü
• İmalatlar tamamlanmadan hakediş düzenlendiği
• Bitmeyen işlere ödeme yapıldığı
• Bazı yüklenicilerin Hatay’daki deprem projeleri sayesinde kısa sürede büyük sermaye birikimi elde ettiği
• Ardından çok daha büyük ölçekli kamu ihalelerinde ana aktör haline geldiği özellikle konuşulmaktadır.
Kamu vicdanını en fazla yaralayan başlıklardan biri ise; depremde ağır yıkım yaşamadığı öne sürülen bazı projelere,
“deprem ihyası” gerekçesiyle yeniden yüksek bütçeli ihaleler açıldığı iddialarıdır.
Özellikle:
• Kaymakam lojmanları
• Peyzaj işleri
• Konak restorasyonları
• Okul ve yurt projeleri
önümüzdeki günlerde resmi ihale kayıtları, EKAP verileri ve hakediş süreçleriyle birlikte kamuoyunun dikkatine sunulacaktır.
Sayın Başsavcım;
Hatay halkı artık yalnızca açılış törenlerini değil;
harcanan her kuruşun hesabını görmek istemektedir.
Çünkü mesele artık yalnızca birkaç ihale meselesi değildir.
Mesele;
deprem sonrası oluşan olağanüstü bütçelerin,
hangi öncelik anlayışıyla dağıtıldığıdır.
Bu nedenle kamuoyunda şu çağrı yükselmektedir:
• 21/b pazarlık ihaleleri incelensin
• Keşif artışları denetlensin
• Süre uzatımları araştırılsın
• Hakediş ödeme tarihleri karşılaştırılsın
• Gecikme cezalarının neden uygulanmadığı ortaya çıkarılsın
• Aynı firmalara verilen işlerin toplam büyüklüğü kamuoyuna açıklansın
Çünkü Hatay’da insanlar hâlâ konteynerlerde yaşam mücadelesi verirken;
milyonlarca liralık bazı projelerde oluşan maliyet farkları kamu vicdanında derin soru işaretleri doğurmaktadır.
Onuncu Köy olarak;
önümüzdeki günlerde resmi belgeler ışığında bu süreci dosya dosya yayımlamaya devam edeceğiz.
Çünkü Hatay halkı artık şunu görmek istiyor:
Şatafatlı törenleri değil,
harcanan her kuruşun hesabını…ARKASI YARIN…
ONUNCU KÖY GAZETESİ
