Son yıllarda gazetecilik kavramı öylesine aşındırıldı ki, habercilik ile dedikodu, araştırmacı gazetecilik ile karalama kampanyası, kamu yararı ile kişisel menfaat birbirine karıştırılmaya başlandı.
Oysa gazetecilik; yüzünü gizleyerek saldırmak değildir.
Gazetecilik; doğruluğu araştırılmamış iddiaları gerçekmiş gibi sunmak değildir.
Gazetecilik; sahte hesapların, gizli kimliklerin ve karanlık yöntemlerin arkasına saklanmak değildir.
Gazetecilik; kalemini çıkar karşılığında kiraya vermek değildir.
Gazetecilik; makam sahiplerinin karşısında susup güçsüzlerin üzerine gitmek değildir.
Gazetecilik; reklam ile haberi, dostluk ile kamu yararını birbirine karıştırmak değildir.
Gerçek gazeteci kendi adıyla yazar.
Kendi kimliğiyle konuşur.
Sorduğu sorunun da, yazdığı haberin de arkasında durur.
Gazeteci; gücün değil gerçeğin yanında olur.
Yanlış kimden gelirse gelsin eleştirir, doğru kimden gelirse gelsin teslim eder.
Çünkü gazetecilik bir menfaat kapısı değil, halka karşı yerine getirilen bir sorumluluktur.
Toplum adına denetler, sorgular ve hesap sorar.
Gazetecilik; yalakalık değildir.
Gazetecilik; tetikçilik değildir.
Gazetecilik; kişisel hesaplaşmaların aracı değildir.
Gazetecilik; halkın haber alma hakkını savunmaktır.
Bu meslek korkakların değil cesurların mesleğidir.
Kimliğini saklayanların değil, isminin ve sözünün arkasında duranların mesleğidir.
Sahte kahramanlar gelir geçer.
Ancak doğruların peşinde yürüyenlerin sözü de kalır, izi de kalır, itibarı da kalır.
“Sahte kahramanlar gelir geçer. Ancak doğruların peşinde yürüyenlerin sözü de kalır, izi de kalır, itibarı da kalır.”
