BELEDİYEDE KİRLİ TİYATRO: ŞÜPHELİDEN KENDİNE SORUŞTURMA!
Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın kamuoyuna yansıyan “CHP’yi gizli FETÖ’cülerden arındıracağız” çıkışının hemen ardından adli arşivlerden sızan Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/8341 sayılı soruşturma dosyası, yerel yönetimlerdeki dehşet verici iddiaları gün yüzüne çıkardı. Etkin pişmanlıktan yararlanan şüphelinin itirafları; sahte oyuncak faturalarından kurulan finans çarklarına, ByLock üzerinden gönderilen personel listelerinden, adı korunan ve makamla ödüllendirilen bürokratlara kadar uzanan devasa bir organizasyonu deşifre ediyor.
HATAY (ONUNCU KÖY ÖZEL DOSYA) –
Siyaset arenasında “arınma” ve “temizlik” nutukları atıladursun, yargı arşivlerinden çıkan resmi belgeler geçmişin karanlık bağlarını çok daha somut sorularla masaya yatırıyor. Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2017/8341 Soruşturma numaralı dosya kapsamında, 13/09/2017tarihinde Cumhuriyet Savcısı Ali Resul Ceritlioğlu’na ifade veren şüpheli Ömer Faruk Tuğ, TCK 221. madde (Etkin Pişmanlık) kapsamında belediye içindeki şemayı en alt kademesinden en üst yönetim basamağına kadar tek tek ifşa etti.
İşte resmi ifadelere yansıyan, kamu kaynaklarının nasıl yağmalandığını ve idari kadroların nasıl teslim edildiğini ortaya koyan o bütüncül organizasyon:
ORGANİZASYONUN BELEDİYE AYAĞI: SÖZDE GENÇLİK MERKEZLERİ
İfade tutanaklarına göre, Hatay Büyükşehir Belediyesi’ne (HBB) bağlı görünen ancak arka planda tamamen örgütün hücre evi ve “sohbet yeri” olarak kullanılan 3 stratejik merkez kuruldu:
Süleyman Şah Gençlik Merkezi (Çamlık bölgesi)
HBB Okuma Salonu (Yine aynı merkezde)
Süleyman Şah Gençlik Merkezi Şubesi (Bağrıyanık Mahallesi)
Şüpheli Ömer Faruk Tuğ, işsiz kaldığı dönemde örgütün Hatay “büyük abisi” Ahmet Sinan ve gençlik merkezlerinin genel sorumlusu Hüseyin Tosun tarafından bu merkezlerden birine yerleştirildiğini, maaşının ise doğrudan Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılandığını itiraf etti.
ByLock Üzerinden Personel Listeleri
Kadrolaşmanın boyutları adli ifadelere göre sadece Hatay ile sınırlı değildi. Şüpheli, Adana Bölge Okuma Salonu sorumlusu İbrahim Yıldız ile buluştuğunu, bu şahsın telefonuna ByLock programı yüklediğini ve Hatay Büyükşehir Belediyesi’ne sokulacak personel listelerinin bu gizli haberleşme programı üzerinden koordine edildiğini açıkça beyan etti.
DEVLETİN PARASIYLA ÖRGÜT KADROSU: “15 KİŞİLİK LİSTE”
İtirafçının savcılığa sunduğu şemada, belediyeye eleman alım sürecinin tamamen örgüt kontrolünde olduğu iddia ediliyor. Ahmet Sinan ve Hüseyin Tosun tarafından hazırlanan “onaylı” isim listeleri, dönemin HBB Kültür Daire Başkanı Gökhan Yıldırım’a teslim ediliyordu.
Şüphelinin de içinde bulunduğu ve maaşları belediye bütçesinden ödenen 15 kişilik çekirdek kadroda şu isimlerin yer aldığı kayda geçti:
Hüseyin Tosun, Ömer Faruk Tuğ, Mehmet Deprem, Mustafa Kurt, Murat İçduygu, İbrahim Durgut, Mustafa Arslan ve “Oktay” (Hoca).
“Lütfü Savaş Bu İşi Halleder!”
Tutanakların en sarsıcı iddialarından biri de işe alımlarda yaşanan gecikmelerle ilgili. Örgüt sorumlusu Hüseyin Tosun’un, işlemler yavaşladığında Kültür Daire Başkanı Gökhan Yıldırım’a giderek sitem ettiği, Yıldırım’ın ise “Eğer sen bu işi halletmeyeceksen ben Lütfü Savaş’ın yanına çıkarım, o bu işi halleder” diyerek sürecin arkasındaki nihai iradeyi işaret ettiği belirtiliyor.
“OYUNCAK” ŞİFRELİ FİNANS ÇARKI: 1000 ALINDI, 100 GELDİ!
Soruşturma dosyasının kamuyu en çok zarara uğratan ve “vurgunun belgesi” niteliğindeki bölümü ise finansal akışı anlatıyor. Şüphelinin itiraflarına göre, Hatay halkının parası bizzat belediye onaylı sahte faturalarla nakde çevrilerek örgüte aktarılıyordu.
Sistem Şöyle İşliyordu:
Cumhuriyet Caddesi’nde faaliyet gösteren Özyurt Kırtasiye aracılığıyla gençlik merkezlerine maddi kaynak sağlanıyordu.
Kırtasiye, belediyeye 1000 adet oyuncak satılmış gibi fatura kesiyordu.
Ancak belediyeye fiziki olarak sadece 100 adet oyuncak teslim ediliyordu.
Hayali olan kalan 900 oyuncağın parası, örgüt üyesi Genel Sorumlu Hüseyin Tosun’a aktarılıyordu.
Onay Silsilesi: Şüpheli, bu soygun çarkının kurumsal onay zincirinin bizzat şu silsileyle resmiyete döküldüğünü savcıya beyan etti:
Muhasebe İşleri (Ömer Uzun) Daire Başkanı (Gökhan Yıldırım) \ Belediye Başkanı (Lütfü Savaş’ın Ödeme Talimatı)
15 TEMMUZ’DAN BİR HAFTA ÖNCE “TABELA” OPERASYONU
İfade, örgütün darbe girişiminden önceden haberdar olduğuna dair çok net bir idari şüpheyi de barındırıyor. Hain darbe girişiminden tam bir hafta önce, gençlik merkezlerindeki tüm tabelalar Hüseyin Tosun’un talimatıyla apar topar indirilerek malzemeler HATMEK depolarına gizlendi. Darbe başarısız olunca ise buradaki kadrolar belediyenin Spor Kompleksi ve HATMEK birimlerine kaydırılarak kamufle edildi.
ŞÜPHELİYDİ, MÜDÜR OLDU, KENDİNİ SORUŞTURDU!
Normal, onurlu ve temiz bir yönetim mekanizmasında ne yapılırdı? Adı böylesine ağır bir kadrolaşma şemasında geçen bürokrat derhal açığa alınır, yargının önüne atılırdı. HBB’de ne yapıldı? Görevden el çektirilmek bir yana, süreç içerisinde itinayla korundu ve ardından şehrin tüm denetim gücünü, ruhsat mekanizmasını elinde tutan Zabıta Daire Başkanlığı koltuğuyla ödüllendirildi!
Skandalın, yargıyla ve Hatay halkının aklıyla alay eden en sert perdesi ise idari soruşturmalarda açıldı. Hatay Büyükşehir Belediyesi, kamuoyuna şirin gözükmek ve belediye içindeki sızmaları “sözde” temizlemek amacıyla bir iç soruşturma mekanizması kurdu.
Peki, belediye içindeki illegal yapılanmayı, usulsüzlükleri sorgulama yetkisi kime verildi? Dönüp dolaşıp, bizzat savcılık tutanağında bu ağın onaylayıcısı ve organizatörü olmakla suçlanan Gökhan Yıldırım’a teslim edildi! Yani şüpheli, bizzat müfettiş koltuğuna oturtuldu. Listeleri onayladığı iddia edilen adama, “Belediyedeki kadroları soruştur” dediler!
KAMUOYU ADINA SORUŞTURULMASI GEREKEN CAN ALICI SORULAR
Bu resmi soruşturma tutanağı ve ortaya çıkan idari pratikler ışığında, Hatay halkı ve Türkiye kamuoyu adına sorulması kaçınılmaz olan sorular şunlardır:
Şüpheli Makamlar Nasıl Yükseldi? Savcılık tutanağında usulsüz listeleri onayladığı ve finans silsilesinde yer aldığı iddia edilen dönemin Kültür Daire Başkanı Gökhan Yıldırım, bu iddialardan sonra neden görevden el çektirilmedi? Aksine, sonraki süreçte tüm şehrin denetimini elinde tutan Zabıta Daire Başkanlığı gibi çok daha kritik bir makama getirilerek ödüllendirildi mi?
Kediye Ciğer mi Emanet Edildi?
HBB içerisinde o dönem yapılan “FETÖ temizliği ve idari soruşturma” süreçlerinin, bizzat bu savcılık ifadesinde adı geçen bürokratlara yönettirildiği iddiası doğru mudur? Eğer doğruysa, şüphelinin bizzat müfettiş/soruşturmacı yapılması yargıyı boşa çıkarmak ve dosyaları kapatmak anlamına gelmez mi?
“Arınma” Söylemi Bir Maske mi?
Bugün meydanlarda “CHP’yi gizli unsurlardan arındıracağız” diyen siyasi irade, kendi belediye başkanlığı döneminde savcılık tutanaklarına giren bu sahte fatura, hayali oyuncak ve ByLock listeli kadrolaşma iddialarının hesabını kurumsal olarak vermiş midir?
Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tozlu raflarından çıkan 2017/8341 sayılı bu sorgulama tutanağı, yerel yönetimlerdeki suistimallerin ve idari koruma kalkanlarının ne kadar derin olabileceğini gösteren en somut ve en kuvvetli vesikalardan biri olarak tarihteki yerini almıştır. Gerçek itiraflar ve resmi belgeler tüm çıplaklığıyla ortadayken, siyasi arenalarda “temizlik” nutukları atmak, geçmişin bu ağır bagajını ve korunan kadrolarını kamufle etmeye yetmeyecektir.
