Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Cumhuriyet’in Aklı: İsmail Cem ve Aydınlanma Sorumluluğu

Cumhuriyet’in Aklı: İsmail Cem ve Aydınlanma Sorumluluğu

Cumhuriyet’in Aklı: İsmail Cem ve Aydınlanma Sorumluluğu

Cumhuriyet’in Aklı: İsmail Cem ve Aydınlanma Sorumluluğu
Cumhuriyet, yalnızca sandıkla tanımlanan bir rejim değildir.
Cumhuriyet; aklın, vicdanın ve cesaretin kamusal hayatta buluşma iradesidir.
Bu irade zaman zaman kurşunla, zaman zaman iftirayla, zaman zaman yalnızlaştırmayla susturulmak istendi.
Ama hiçbir zaman yok edilemedi.
İsmail Cem, bu iradenin devlet aklına dönüşmüş hâlidir.
O, dış politikayı hamasetle değil; tarih, kültür ve diplomasi bilgisiyle okuyan bir Cumhuriyet aydınıydı.
Türkiye’yi dünyaya anlatırken başını öne eğmeyen; dünyayı okurken ülkesinin onurunu masada tutan bir devlet insanıydı.
Komşularla sıfır sorun slogan olmadan önce, akıl ve diyalogla mümkün olabileceğini gösteren bir çizginin temsilcisiydi.
İsmail Cem’in diplomatik feraseti,
Uğur Mumcu’nun bedel ödemeyi göze alan kalemiyle,
Ali Gaffar Okkan’ın halkla omuz omuza duran adalet anlayışıyla
aynı Cumhuriyet damarından besleniyordu.
Uğur Mumcu gerçeğin peşinden gittiği için hedef alındı.
Ali Gaffar Okkan halkı devletten korkutmadan, devleti halka yaklaştırdığı için susturulmak istendi.
İsmail Cem ise Türkiye’yi içe kapatan karanlığa karşı, dünyayla eşit ilişki kurabilen bir Cumhuriyet aklını savunduğu için tasfiye edildi.
Onları susturmak isteyenler bir an için kazandıklarını sandılar.
Oysa tarih gösterdi ki kaybeden hep karanlık oldu.
Çünkü hakikat öldürülemez.
Çünkü Cumhuriyet, kişilere bağlı değil; değerlere yaslanan bir yürüyüştür.
Bugün Cumhuriyet’in en büyük sınavı,
bu isimleri sadece yıldönümlerinde anmak değil;
onların temsil ettiği etik, akıl ve cesaret çizgisini yeniden kamusal hayata taşımaktır.
İsmail Cem’i anmak;
dış politikada onuru,
devlet yönetiminde liyakati,
siyasette ahlakı savunmaktır.
Uğur Mumcu’yu anmak;
susmamayı,
sormayı,
bedel ödemeyi göze almayı kabul etmektir.
Ali Gaffar Okkan’ı anmak;
devletin soğuk bir duvar değil,
halkın yanında duran bir adalet yüzü olabileceğini hatırlamaktır.
Cumhuriyet aydınlarımızı
saygıyla, minnetle ve bitmeyen bir sorumluluk duygusuyla anıyoruz.
Onların ışığı sönmedi.
Çünkü o ışık,
hala yolumuzu aydınlatıyor.
Halit Basık
Onuncu Köy Gazetesi