**Hani Bana, Hani Bana?
Zeytin dalı Sınır Kapısında “Boş Gösterilen Dolu Araç” İddiası**
Haber kaynağının yeri yurdu olmaz; yeter ki kamuoyu, gazeteciye güven duysun.
Cezaevindeyken hastane nakli sırasında, Reyhanlı’yı çok iyi tanıyan ve yıllarca ilçede sivil istihbarat ekibinde görev yapmış emekli bir isim, dikkat çekici bir iddiayı paylaştı.
İddiaya göre; Hatay Kumlu Zeytindalı Sınır Kapısı üzerinden transit yüklü bir araç için yurt dışına ihraç edilmiş gibi beyanname açıldı. Araç dolu halde çıkış yaptı. Bu aşamada çıkış muayenesinin sürecin tamamını bilmesi zorunlu olmayabilir.
Ancak kritik nokta dönüşte yapılan giriş muayenesi.
İddiaya göre araç, yük boşaltılmış gibi gösterilerek Türkiye’ye yeniden giriş yaptı. Bu giriş, aynı gün olmak zorunda değil; giriş muayenesinin ayarlanabildiği ikinci bir günde de yapılabileceği belirtiliyor.
Belirleyici olan unsur ise şu: Dolu bir aracın “boş” olarak sisteme kaydedilmesi.
Bu işlem, giriş muayenesinin bilgisi ve imzası olmadan mümkün değil.
Dolayısıyla bu tür bir girişin, ilgili muayene memurundan habersiz gerçekleşmesi ihtimali bulunmuyor.
Fısıltılar arasında, araçta yedek parça bulunduğu konuşuluyor.
Bir şoför, bir iş takipçisi ve organizasyonu kuran kişiler bu zincirin parçaları olarak anılırken; sahada “bilmeden olmaz” denilen mülki idare gerçeği de iddiaların merkezinde yer alıyor.
Tam da burada çocukluğumuzdaki o fıkra akla geliyor:
Bu yakaladı, bu temizledi, bu pişirdi, bu yedi…
Ve sonuncu parmak: “Hani bana, hani bana?”
Dürüst gazeteciye ihbar, bazen cezaevi nakil aracında bile gelir.
Şimdi kamuoyu aynı soruyu soruyor:
Kim yakaladı, kim yedi?
Peki “hani bana” diyen kim?
