“KANADA HATTI” DOSYASI BÜYÜYOR!
Mehmet Gökten’in kızı olduğu belirtilen Zeynep Nur Gökten’in Kanada’da yaşadığı, Mehmet Gökten’in de şu anda Kanada’da bulunduğu ileri sürülüyor.
Deprem Şehrindeki İhale Tartışmaları Şimdi Yurt Dışı Bağlantılarıyla Gündemde
Hatay’da deprem sonrası kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına ilişkin tartışmalar yeni bir boyuta taşındı.
Uzun süredir kamuoyunda adı ihale süreçleri, şirket bağlantıları ve Sayıştay raporlarında geçen bazı isimlerle ilgili “yurt dışına servet taşınıyor mu?” sorusu konuşulurken, şimdi gözler Mehmet Gökten cephesine çevrildi.
İddialara göre;
Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin eski Mali Hizmetler Daire Başkanı Gülseren Malcı’nın kızı İngilterede yaşıyor, Malcı’nın kızına İngilterede ev aldığı dahasıda paraları İngilterede kaçırdığı iddia ediliyordu
Mehmet Gökten’in ise şu an itibarıyla Kanada’da bulunduğu öne sürülüyor.
Bu gelişme Hatay’da yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Çünkü deprem sonrası şehir hâlâ:
* yıkılmış yollarla,
* altyapı krizleriyle,
* eksik hizmetlerle,
* tartışmalı ihalelerle,
* Sayıştay raporlarına giren usulsüzlük bulgularıyla mücadele ediyor.
Ancak buna rağmen, kamu kaynaklarının yönetiminde etkili olmuş bazı isimlerin yakın çevrelerinin Kanada, İngiltere ve Avrupa hattında yaşam kurması dikkat çekiyor.
Elbette yurt dışında yaşamak suç değildir.
Zeynep Nur neden KANADA’da?
Kanada’da eğitim görmek, oturum almak veya yatırım yapmak da tek başına hukuka aykırı değildir. Ayrıca kamuoyunda dolaşan başka bir iddiaya göre;
Elbette bir kişinin yurt dışında bulunması, eğitim görmesi veya yaşaması tek başına suç değildir.
Ancak Hatay’daki tartışmanın odağı artık başka bir noktaya kaymış durumda.
Çünkü kamuoyu şu soruyu yüksek sesle sormaya başladı:
“Öğrencilik yaşını çoktan geçmiş bir kişinin Kanada’daki yaşam düzeni hangi ekonomik güçle sürdürülüyor?”
Fakat mesele artık yalnızca “kim nerede yaşıyor” meselesi değildir.
Hatay halkının sorduğu asıl soru şudur:
“Bu yaşamların finansmanı hangi kaynaklarla sağlandı?”
Özellikle Sayıştay raporlarında yıllardır tartışılan harcamalar, şirket ilişkileri ve kamu zararına ilişkin bulgular ortadayken;
aynı yöntemlerle işlem yapılmaya devam edildiği iddiaları kamu vicdanında ciddi rahatsızlık yaratıyor.
Şimdi kamuoyu şu soruların cevabını bekliyor:
* Kamu zararına ilişkin tüm iddialar gerçekten araştırıldı mı?
* Yurt dışındaki mal varlığı ve para hareketleri incelendi mi?
* Deprem sonrası oluşan milyarlık bütçelerin izi sürüldü mü?
* Kamu kaynaklarından elde edildiği iddia edilen gelirler yurt dışına mı aktarıldı?
* Kanada ve İngiltere hattındaki yaşamların mali kaynağı nedir?
Hatay’da bugün insanlar hâlâ konteynerlerde yaşam savaşı verirken;
bazı isimlerin çocuklarının yurt dışında yeni hayatlar kurması kamuoyunda “servetin izi” tartışmasını büyütüyor.
Üstelik bu tartışma artık sadece siyasi değil;
mali denetim, MASAK incelemesi ve savcılık soruşturması boyutuna taşınması gerektiği konuşulan bir mesele hâline geliyor.
Çünkü Hatay halkı artık yalnızca şunu soruyor:
“Deprem şehrindeki kamu kaynakları gerçekten halk için mi kullanıldı, yoksa bazı çevrelerin yurt dışındaki hayatlarını finanse eden görünmez bir düzene mi dönüştü?”
Bu soruların cevabını verecek olan yer sosyal medya değil;
bağımsız yargı, mali denetim kurumları ve resmi soruşturmalardır.
Ama görünen o ki;
Hatay’da “ihale tartışması” artık sınırları aşmış durumda.
